‘UPSD’nin ‘Sansürün Koşullu’suna da ‘doğası ticari yaşama uyanı’na da hayır!� Başlıklı bazı imzalar altında kamuoyuna sunulan bildiriye yanıtıdır:
Sayı:1918/109
      Â
UPSD, Bubi Hayon ve İstanbul Modern arasında cereyan eden tartışmaların medya önünde ¡®kanlı-bıçaklı¡¯ hesaplaÅŸmalara dönüştürülmek istenmesini hayretle izlemektedir. UPSD ve AICA¡¯nın, tesadüfen aynı gün kamuoyuyla paylaşılan ve birbirine paralel ve destekleyici görüşlerinin yer aldığı bildiriler konuyu zaten net olarak ortaya koymaktadır.
A- Yukarıda belirtilen baÅŸlığı taşıyan ve baÅŸta İstanbul Modern ve Levent ÇalıkoÄŸlu¡¯nu eleÅŸtiren metne, bazı küratörler, sanatçılar ve öğrenciler imza atmıştır.
-
UPSD olarak, bu veriler ışığında, bazı ikazlarımızı toplumla paylaşmak isteriz.
1- Öncelikle, özensiz bir üslupla kaleme alınan metin, maalesef UPSD ve AICA hakkında yakışıksız ve gerçekle ilgisi olmayan bazı deyimler kullanmıştır.B- ¡®Uluslararası Sanat EleÅŸtirmenleri DerneÄŸi (AICA) Türkiye Åžubesi¡¯nin ve UNESCO-AIAP Türkiye Ulusal Komitesi Uluslararası Plastik Sanatlar DerneÄŸi'nin ve görüldüğü kadarıyla sessizliÄŸi ve tavırsızlığı seçen birçok sanatçının, siyasal ve yönetsel iktidarın, koleksiyonerliÄŸe merak sardığı bilinen muhafazakâr kesimlerin "duyarlılıklarını" tehdit olarak görüp eserlere müdahale eden piyasa aktörlerinin davranışlarına, "ticaretin doÄŸası" deyip geçtiÄŸini gözlemliyoruz.¡¯ ÅŸeklinde kullanılan cümleler, çok havada kalmıştır. UPSD kadar ¡®siyasal ve yönetsel iktidar¡¯la, Türkiye¡¯yi saran faÅŸizm, ÅŸeriatçılık ve sansürle mücadele eden baÅŸka bir kurum yoktur.
Ayrıca UPSD (ve AICA), bu konuyu kesinlikle ¡®Ticaretin doÄŸası¡¯ olarak analiz etmemiÅŸtir. Küratörlü, seçimli gerçekleÅŸtirilen iÅŸ, sergi ve organizasyonların kaçınılmaz olası sonuçlarından biri olarak görmüştür. Bunlar çok farklı analizlerdir ve bu yakışıksız sözleri sahiplerine iade ediyoruz.
2- Bu olayı bir ¡®fırsatçılığa¡¯ dönüştürerek abartılı kahramanlıklara soyunanlar, bir kurumla olan kiÅŸisel hesaplaÅŸmalarını bu vesileyle ortalığa dökmek isteyenler, kimi kurumlarda sıfat ve söz sahibi olmak isteyip de olamayanlar, o kurumlara kabul edilmeyenler, medyatik ortamda bu ÅŸekilde ¡®günün yıldızı¡¯ olabilirler. Ancak sanat ortamı, çok daha uzun soluklu mantıklı ve zaman sorgulamasının ¡®Ã§apraz testlerinden¡¯ geçmiÅŸ çizgileri hatırlar.
3- Sanatta özgürlük ve demokrasi istediklerini ve sansüre karşı çıktıklarını ifade edenler, burada çifte bir çelişkiye düşmüşlerdir.
-Bu olayın, İstanbul Modern nezdinde bir ¡°Levent ÇalıkoÄŸlu¡¯nun kellesini¡± talep etme yarışına dönüşmesi, çok yakışıksız yöntemleri hatırlatmaktadır. ÇeÅŸitli gazetecileri, çalıştıkları yayın organlarından attıran baskı ve karalama yöntemlerini anımsatan bu kampanyaları ÅŸiddetle kınıyoruz. Sansürle mücadele ettiÄŸini söylerken, bir küratörü kararı beÄŸenilmediÄŸi için görevinden etmeye kalkışmak ne kadar kabul edilebilir ¡®bir demokratik¡¯ (!) tavırdır, bunu anlamak mümkün deÄŸildir. - ÇalıkoÄŸlu ve İstanbul Modern¡¯e ve bu vesileyle bu konu üstünden UPSD ve AICA¡¯ya çamur sıçratmak isteyenler, bugüne kadar bu hükümetin çok daha net ve açık siyasal/sanatsal medyatik baskı ve sansürlerine ne kadar direnç göstermiÅŸ, ne kadar demokrasi mücadelesine katkıda bulunmuÅŸlardır? Fazla uzaÄŸa gitmeden, örneÄŸin 2011¡¯de çeÅŸitli trajik olaylardan sonra yıkılan Mehmet Aksoy¡¯un ¡®Ä°nsanlık Anıtı¡¯ için düzenlenen basın toplantıları, miting, panel, yürüyüş ve Kars¡¯a seyahat etkinliklerine ne kadar katılmışlardır? Ne yazık ki, bizim görebildiÄŸimiz kadar, bu çok önemli sorunun yanıtı, söz konusu metnin imza sahipleri açısından, pek iç açıcı deÄŸildir.
-Konunun ¡®sansür¡¯ üstünden abartılı medyatik pompalamalarla topluma sunuluÅŸuna eÅŸlik eden imzaları arasında, bazı küratörlerin de adı geçmektedir. Olayı daha fazla büyütmeden sanırız örnek bir uygulamayı hatırlatmak, tartışmak konuyu kapamak adına yararlı olabilir:
Mesela metne imza atanlar arasında Sn Vasıf Kortun, sanatçı Bedri Baykam¡¯Ä±n 2002 yılında Paris ve Buenos Aires Bienali¡¯nde sergilenen ¡®Harem Entrikaları¡¯ adlı 10 metrelik enstalasyonunu Garanti Güncel Platform¡¯da sergilenmesi konusunda iÅŸi görüp, onayladıktan bir süre sonra, sanatçı ¡®tarih¡¯ verilmesini beklerken, bu iÅŸi sergilemekten vazgeçtiÄŸini kendisine iletmiÅŸtir. Åžimdi Kortun¡¯un bu seçimine illa ¡®sansür¡¯ olarak mı bakmak lazımdır? Yoksa bir küratörün öznel kararı olarak mı? Sanatçının bu karardan mutlu olmadığı açıktır. Ama bu karara ¡®sansür¡¯ diye tepki verip, olay çıkarmak mantıklı ve doÄŸru olmazdı ve böyle bir polemik de, (serginin özel dikkat çeken ve sansürü çaÄŸrıştırabilecek konusuna raÄŸmen), Kortun¡¯la yaÅŸanmamıştır. Peki Sn Kortun, kendi uygulama ve seçimlerini küratörlük alanı içinde doÄŸal olarak yaparken, buraya imzasını, nereye attığını bilerek mi koymuÅŸtur? - Buna benzer birçok örnek verilebilir. Mesela kontrol ettikleri mekânlara hep aynı, kendilerine ¡®Ã§ok yakın¡¯ isimleri davet eden küratörler gibiâ€�
Küratörlerin sanat ortamındaki yoÄŸun gücüne tepki verilebilir, ki bu verilmiÅŸtir. Kararlar eleÅŸtirilebilir ki eleÅŸtirilmiÅŸtir. Bir sanatçı kariyerini küratörsüz¡¯ geçirebilir. Hatta müzelerden bunu talep edebilir, bu kendi özgürlüğüdür. Ancak küratörlü alana, sergiye, davete adım atan bir sanatçının, ardından bu seçime ¡®sansür¡¯ diye isyan etmesinin anlamı yoktur. SeçildiÄŸinde sevinen sanatçı, red edildiÄŸinde doÄŸal olarak üzülür. Ama kimse bu alan içinde küratör ve/veya kurumunu istemediÄŸi bir iÅŸi zorla sergilemeye, sunmaya mecbur edemez.
- UPSD olarak, belirli yanlış yönlendirmeler eÅŸliÄŸinde geliyor olsa da, Türk sanat ortamında çeÅŸitli kesimlerden insanların ¡®sansür¡¯ kavramına karşı dik duruÅŸlarından mutluluk duyar. Ancak bunun bir fırsatçılığa, kelle avcılığına, hesaplaÅŸmaya ve sanat dünyasının gerçeklerini birden yapay ÅŸekilde inkâr etmeye varan bir zemin kaymasına neden olmasını da kabul edemez.
4- Bu vesileyle UPSD, madem öyle isteniyor, daha da güncel bir konudan hareket ederek imza sahiplerine sormaktadır: İstanbul Modern ve Levent ÇalıkoÄŸlu olayında gösterdiÄŸiniz ¡®ekip ruhu¡¯ ve çalışkanlığı (!) dün Sayın İçiÅŸleri Bakanı¡¯nın verdiÄŸi demece karşı çıkarken de gösterebilecek misiniz? BildiÄŸiniz gibi, İçiÅŸleri Bakanı dün medyaya yansıyan demecinde ¡®terör¡¯ kavramını, artık haberciliÄŸin ötesinde sanat ve edebiyata da taşıyarak ÅŸunu söylemiÅŸtir:
 ¡®Terörü besleyen arka bahçe var. Bir baÅŸka ifadeyle propaganda var, terör propagandası var. Neyiyle veriyor, belki resim yaparak tuvale yansıtıyor. Åžiir yazarak ÅŸiirine yansıtıyor, günlük makale, fıkra yazarak oralarda bir ÅŸeyler yazıp çiziyor. Hızını alamıyor terörle mücadelede görev almış askeri, polisi doÄŸrudan çalışmasına, sanatına konu yaparak demoralize etmeye çalışıyor. Terörle mücadele edenle bir ÅŸekilde mücadele ediliyor, uÄŸraşılıyor. Terörün arkadan dolanarak arka bahçede yürüttüğü faaliyetler ki arka bahçe İstanbul¡¯dur, İzmir¡¯dir, Bursa'dır, Viyana¡¯dır, Almanya¡¯dır, Londra'dır, her neyse, üniversitede kürsüdür, dernektir, sivil toplum kuruluÅŸudur.¡¯
- UPSD, doÄŸal olarak bu tavrı kabul edemez ve gereken mücadeleyi ¡®siyasal ve yönetsel iktidara karşı¡¯ yine baÅŸlatmıştır. Umarız bu sefer, adı geçen imza sahipleri ki sayıları az olsa da onları önemsiyoruz, bir küratöre düşünce insanına karşı kampanya yürütmeye kalkışırlarken ki cesaretlerini, (!) bu defa ¡®siyasal ve yönetsel iktidarı¡¯ eleÅŸtirirken de kullanabileceklerdir. Yoksa çeliÅŸkiden de öte acıklı bir zaafları ortaya çıkmış olur. UPSD olarak, onları suni ÅŸiÅŸirilmiÅŸ polemikler yerine, ağır, zor ve taÅŸlı- dikenli demokrasi yolunda saflarımızda mücadeleye davet ediyoruz. Bu dayanışmaya her zamankinden daha çok gerek vardır.
27.12.2011
Saygılarımızla arz ederiz.
UNESCO-AIAP Türkiye Ulusal Komitesi
Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği
BaÅŸkan
Bedri Baykam
Yönetim Kurulu
Bahri Genç
Safiye Mine Erdurak
Berna Erkün
Hülya Küpçüoğlu
Murat Havan
Melik İskender
      Â
