Banner Image 1
Banner Image 1
Banner Image 1
Banner Image 1
Bedri Baykam

4C’ler ve C4’ler: ANKARA RAPORU

02.02.2010

Geçen çarşamba, Kemalist dost Tevfik Kızgınkaya ile beraber, verdikleri örnek mücadele ve gösterdikleri haklı dirençle Türkiye’nin gönlünü fetheden TEKEL işçilerini desteklemek için ziyaretlerine gittik. Hayatta geçirdiğim en anlamlı öğleden sonralardan biriydi. Hangi sahneyi anlatsam? Her birinin gösterdiği içten yakınlığı mı? Revirde bize gülümseyen 68’lik “68’li” tatlı hanımefendinin derin gözlerini mi? Adıyaman çadırını mı? Adana, Trabzon, Diyarbakır ya da Bitlis çadırını mı? İstanbul, Manisa veya İzmir’inkini mi?
          Herbirinde aynı tezahüratlar ve insanı mahçup eden o inanılmaz samimiyet... Peki, nedir o malum takımdaki koca doyumsuzluk? Mezara mı taşıyacaksınız gemicik filolarınızı, mısır milyarlarınızı? Sıhhiye’de o mert ve kararlı insanların çayını yudumlarken, bir eğreti mangalda pişirilmiş mantarı yerken, insan paha biçilmez bir hayat dersi alıyor... TEKGIDA-İŞ Genel Başkanı Mustafa Türkel’in odasında aynı güleryüz ve dirilik var. Yurda dalgalarını yayan bu direnç, 68 ruhunun yansıması sanki! Yıllardır işçi hareketlerini yalnız sararmış fotoğraflarda görmüş bir yeni kuşak, TEKEL işçileri sayesinde emperyalizmle mücadelenin alfabesini keşfediyor. Biraz öteden sevgili CHP vekili Çetin Soysal geliyor. Beraber gezmeye başlıyoruz. “Dikkat edin, Çetin biber gazına fena alışmış” diyorum, zor şartlara rağmen her fırsatta gülücük dağıtan güzel insanlara! Türküler, 8-9 yaşında gelecek arayan küçücük çocukların attırdıkları sloganlar... Bu sahnede yaratılan dayanışma ruhu dünyada yankı buluyor.
          “44. direniş günlüğü yayını Şartel inecek, AKP gidecek” diyor. İşçilerin ülkeye örnek kararlı mücadeleleri karşısında haftalardır onları yok sayan Hükümet, genel grev ihtarının da ciddiyetini görünce çareyi diyalogda buluyor. Siz bu satırları okurken sorunlar çözülmüşse, sakın kanmayın! Bu sonuç katiyen Hükümet’in değil, o vefakar işçilerin dev başarısı. Bunu her çadırda ısrarla hatırlatıyorum,”Sonra sakın haftabaşında seninki kendini bu sefer ‘işçi hamisi’ sanmaya kalkmasın” diyorum. “Merak etme, artık biliyoruz ne olduğunu” diyorlar... Nasıl unutsunlar tüm o yaşadıklarını? Tokatlı Mehmet Bengü yazdığı şiiri bana veriyor. Sekiz dörtlük şöyle bitiyor: “Bal İbrahim güzelden alır hazı /  Kalbimize kurduk baharı yazı / Vız gelir jop, soğuk su, biber gaz / Bu yol bana ölüm olsa vazgeçmem”
          Şiirin taşıdığı tarih, 24 Ocak 2010. Ah Mumcu, neden aramızda değilsin... Değilsin, çünkü oralardan bağırıyorsun bizlere “Sizin için öldük, TEKEL İşcileriiiiiiii”.
          Aman Tanrım, ne kadar saçma yorumlar dinliyoruz Mumcu ve diğer Kemalistler konusunda: Hiç yakışmıyor Mumcu’nun adı Başbakan’a, heleonu anmak için kullandığı zaman! O Başbakan ki, daha bir kaç ay önce Saylan’ın cenazesine tek bir çiçek yollamamış... Acaba “Umut” davasının Yargıtay’dan onaylı sonuçlarını hiç okudu mu? Ya o R. O. Kütahyalı’ya ne demeli? Utanmadan Sivas katliamına “derin devlet” diyerek aklı sıra orada salyalarla “cehennem ateşi bu” diye zevk naraları atmış on binlerce yobazı aklıyor. Hükümete nasıl destek olabileceği konusunda “abartıdan zarar gelmez” diye düşünenlerden! Allah akıl fikir versin, demek ki on binleri o gün derin devlet, devlet tiyatrolarından kiralayıp yobaz kılığına sokmuş, “Şeriatçılar canlı canlı adam yaktı” dedirtebilmek için! Vay be, helal olsun sivri zekaya!
          Gece NasuhMahruki ve Prof. Zafer Gençaydın’la  beraber Çankaya Çağdaş Sanatlar’da panelde kurtlarımı dökerek her şeyi anlatıyorum, en başta da hangi sansürlerle ekranlardan dışlandığımızı! Hacı Bektaş Eğitim ve Kültür derneği bu güzel organizasyonu yapmıştı. Naki Selmanpakoğlu ve değerli kızı güzel bir ev sahipliği yaptılar. “Adalet ve Demokrasi Haftası” kapsamında bu defa Ankaralılar’a kaybettiğimiz aydın dostlarımızı ve şimdi cezaevinde ziyaret ettiğimiz sevgili aydın kardeşlerimi anlatıyorum... Bu kadarına hangi yürek dayanabilir ki?

         

Çözüm arayışları bizi doğal olarak “CHP Tüzüğü’nde Demokratik Devrim” hareketine taşıyor. Kitle kızgın, ama mantığı sağlam; Herkes biliyor ki 4C işçi tuzağından C4 Mumcu tuzaklarına giden yol, aşırı kısa! O nedenle kitle, “Demokratik Devrim” projesinin ciddi önemini fazlasıyla algılamış! CHPliler’in bu projeye bakışları ise başka bir makalenin konusu olacak...