Banner Image 1
Banner Image 1
Banner Image 1
Banner Image 1
Bedri Baykam

CHP Tüzüğü’nde “Demokratik Devrim” ve “Siz”…

12.01.2010

Öncelikle bu ülkede tüm siyaset kanallarının tıkalı olduğu varsayımınızı rafa kaldırın! Sanki Atatürk, Che, ya da Gandhi mücadelerine başladıklarında, bugünkü halimizden daha mı iyi durumdaydılar? Halkın gücünü artık Anıtkabir ve Cumhuriyet mitinglerine değil, sıcak siyasete akıtması lazım ve yarın bu doğrultuda bir atılımın startını veriyoruz.
12 Eylül sonrası CHP’nin kapatılmasıyla doğan büyük boşluk, yaşadığımız çaresizliğin kökeni sol liderlerin 1980’lerde tek parti çatısı altında buluşmayı başaramadıkları süreç, Türkiye’yi “Özalizm”in ve oradan da “ılımlı İslam”ın kucağına taşıdı.
1993’te “Taban Operasyonu” hareketini başlatarak CHP, SHP ve DSP’nin derhal birleşmesi gerektiğini, yoksa önce 1994’te yerel ve ardından da genel seçimlerde şeriatçı partilere doğru bir kayma olacağını ve ülkenin adım adım rejim tehlikesine gireceğini vurgulamıştık. Ne yazık ki o günlerde bizzat katıldığım arabuluculuk çalışmaları sonuç vermedi ve korkulanlar gerçekleşti.
Aradan 17 yıl  geçti. Geçmişten pek bir ders alınmadı ve Türkiye hala her ay yeni bir partinin kurulduğu şizofrenik bir ortamda, Cumhuriyet’imizin en tehlikeli virajına doğru son sürat yol alıyor. Dinci faşizmin artık tırnaklarını çıkarıp süngülerini taktığı bir süreçte, “yandaş ve paydaş” medyanın satılmış kalemşörleri, artık çekinmeden Türk Silahlı Kuvvetleri’ni “lağvetmeyi” ülke gündemine sokmaya cüret edebiliyorlar!
Peki bu karanlıktan kurtulmak imkansız mı? Hayır! Atatürk’ün Partisi CHP, tüm sabotajlara rağmen her konuda sağlam bir muhalefet yaparak yoluna devam ediyor. CHP gerek Genel Başkan’ı gerek tüm milletvekilleri ve deneyimli örgütüyle, direncini ortaya koyuyor.
Öte yandan CHP’nin doğruları söylemesi, Türkiye’yi  korumaya yetmiyor. Parti’nin iktidar olması şart. Bu hedef bir mucize değil. Şayet CHP tam demokratik bir tüzüğe kavuşursa, cumhuriyetçi ve demokrat halk kitlelerini peşinden sürükleyebilir. Şimdi bunun tam zamanı! Çünkü Türkiye’de bugün “demokrasi” ile yönetilen parti yok. Gerek SPK gerek bunların Anayasa’da dayandıkları maddeler, gerek parti tüzükleri, katılımcı demokrasiyi engelliyorlar.
            Mustafa Kemal’in önderliğinde Cumhuriyet’i kuran, demokrasiyi ve alt yapısını getiren CHP, bu ülkenin ilk tam demokratik partisi olabilir ve bugünün tıkanmış görünen siyaset kanallarını açabilir. Yoksa kurulan her yeni parti, ülkeyi felakete taşıyacak!
            Son altı aydır CHP Tüzüğü’nü sağlıklı ve tam demokratik bir yapıya kavuşturabilmek için bir çalışma yürüttük ve yarın sabah 11:00’de bunu bir basın toplantısıyla kamuoyuna aktaracağız.. Bu proje www.chpdemokratikdevrim.org sitesinden de (13 Ocaktan itibaren) takip edilebilir. Geçen yaz, Yekta Güngör Özden gibi büyük bir duayenin katkılarını rica ederek başlattığım çalışma sürecine bir çok değerli hukukçu, eski siyasi, sivil toplumcu ve CHP Gençlik Kolu üyeleri katkıda bulundular. Özetle partinin tüm seçimlerde kadınlara ve gençlere %25’er olumlu ayrımcılık kotası ayırmasını, Genel Merkez’e tanınan %5’lik bir kontenjan dışında her yerde önseçim ve çarşaf listenin şart koşulmasını, partiye üye olmanın bir yılı aşan zorluklar dizisi yerine 75 günlük nesnel bir sürece indirilip hızlandırılmasını, Gençlik ve Kadın Kolları’nın 2 yılda bir özgürce kurultaylarını toplamalarını ve faaliyetlerini sürdürmelerini, hiçbir şekilde keyfi görevden almaların yapılamadığı bir parti profili söz konusu…
           Bu “Demokratik Devrim” paketi, partiye getireceği büyük taze kan akışı dışında,
parti içi küskünlükleri, Genel Merkez ile gerginlikleri, “kullanılma” gibi duygusal hisleri, tıkanmış ve kendini yenileyemeyen kadrolaşmaları önleyerek, çok önemli bir işleve sahip olabilir…

           CHP Tüzüğü’nü “açmak”, insanlara artık kendilerini bir partiye ait hissedebileceklerini göstermek, birden Türkiye’de siyasetin tüm tıkanmışlıklarını yok eder. Bunun  gerçekleşmesi ise, halkın bu projeye sahip çıkarak “Demokratik Devrim” paketini desteklediği bilgisini ısrarla CHP’nin tüm yetkili mercilerine ve il-ilçe başkanlıklarına hergün iletmesine bağlı. Şayet CHP bu şekilde ülkenin ilk “tam demokratik” partisi haline gelebilirse, önümüzdeki seçimlerde AKP’yi mat eder. Şaşırmayın, ama sorun “siz”siniz! İşinizi gücünüzü bırakıp, bıkmadan bu hedef uğruna CHP örgütüne bu “Devrim Tüzüğü”nü desteklediğinizi anlatırsanız, sizi dinlememeleri için neden yok! Top artık sizde! Yeter ki farkına varın!