Banner Image 1
Banner Image 1
Banner Image 1
Banner Image 1
Bedri Baykam

“KARARANLAR”IN AKLA ZİYAN GÖREVLERİ(!)

13.04.2010

 Yaşadığımız döneme ilerideki yıllardan bakılınca, “vaziyet-i umumiye”nin en belirgin çıbanbaşı olarak sivrilen bir kesime yapışacak adı, bu sütunda koyacağız. Hani şu her gece o kanal senin, bu kanal benim gezen, ya da cırtlak sesleriyle hezeyan içinde hiç utanmadan, acılarını içlerine gömerek bu vatan için anlaşılmaz şekilde hapis yatan aydınlara dil uzatan o malum Atatürk Türkiyesi karşıtı “sözde aydın” zavallı şırfıntı klinik vakalardan söz ediyorum. Artık onlara “Kararanlar” diyeceğiz. Yani “Kara” sahte-aydınlar, karanlığın borazanı ve iletkeni olan “Kararanlar”!         

Haftalardır Anayasa paketi sefaleti ile yaşadığımızdan, Çin işkencesi hızlandı. Meydanı boş bulan “kararanlar” arttıkça açılıyorlar, açıldıkça da batıyorlar! Ama farkında değiller. Tarih onları en karanlık sayfalarına kaydediyor şu günlerde… Onlar “1923 büyük Türk Aydınlanması”na ihanet edip, aydınlığın en utanç yansıması olarak görev yapan piyonlar.   

“Kararanlar”ın ortak görüşü, papağan misali hep aynı jargon etrafında dönüyor.“Resmi tarih”,“Resmi ideoloji”,“Paradigmanın iflası”,“Jakoben ceberrut devleti”,“atanmışların egemenliği”,“Irkçı-milliyetçi söylem” vs… Aslında bu savların herbirinin içi boş. Genellikle ulusalcı sert yazar ve düşünürlerin karşısına çıkamayan bu “kararanlar”, mesela en çok örnek vermeyi sevdikleri ülkelerden ABD’de temel anayasal özgürlüklerin kutsal kitap kadar dokunulmazlığı olan bir “resmi ideoloji” sayılabilecek antlaşması olduğunu hatırlamak istemezler. Dünyada her demokratik ülkede de, insanların uluslarına, bayraklarına, milli marşlarına bağlı olduklarını görmezden gelirler.             

Ulusalcı her muhalefet odağı ile iktidar gücünü kullanarak kirli bir savaş yürüten AKP, “Kararanlar”a göre tam tersine ülkenin “AB standartlarında demokratikleşmesi” için cansiperane görev yapan örnek bir kurumdur. Bu Anayasa değişim paketini her zaman olduğu gibi kötülemeye çalışan muhalefet ise, statükocu direncini ortaya koymaktan başka bir şey becerememektedir. Parasal güç odaklarının akıttığı inanılmaz yeşil sermaye ile de beslenerek bu görüş bu çarpık senaryoyu yabancı gazetecilere ve saf siyasilere dayatmaktadırlar. Hadi onları anladık. Bu ülkede yaşamıyorlar. İyi de Türk olup bu sahtekarlıklara inanan“normal” insan var mı? AKP’nin (ve sunduğu ANAYASA’nın) bu ülkeye daha fazla özgürlük sunacağı palavrasını sıkanlar için iki şık var: Ya son derece aptallar ya da kalemleri üç kuruşa satılmış durumda. Bir ülke düşünün ki herkes fişlenmiş ve yobaz olduğunu kanıtlamayana yaşam, iş, memurluk şansı hiç bırakılmamış, devlet “kız vermem” diye tutturmuş. Hükümet, RTÜK gibi bir İslam Alimleri Cemiyeti benzeri bir meclis toplayıp, ülkenin en sade masum eğlence hayatına bile, Huysuz Virjinden, Beren Saat’in öpüşme stiline kadar karışır hale gelmiş.

Hükümet noteri konumuna gerilediği açık tartışma konusu olan Çankaya’nın RTÜK dışında, ister Yargı, ister Rektörlük, her ataması açıkça AKP'yi destekleyen, muhafazakardan öte dinci kesimin dar alanına hapsolmuş. Tekel işçileri, hükümet eliyle hedeflerine ulaşamadıkları gibi, polis copu, biber gazı ile boğuşup, artık Ankara’ya bile sokulmuyorlar! Anadolu’da Vali, Emniyet Müdürü seçimlerinin “Ak Parti” kılıfıyla gerçekleşmesi ortaya total fiili bir içki yasağı ve her türlü idari baskı getirmiş, oyunlar, resimler, haberler sansürlenmiş. Saçma sapan iddialarla muhalif aydınlar, yazarlar, siyasetçiler hapse atılıyor, kimse “haberleşme özgürlüğünü” kullanamaz hale gelmiş.     Hoşgörüsüzlük, tehdit, şiddet, hepsi her yerde diz boyu bir kuşatmaya girişmişken ve şu Anayasa paketi ile TSK’dan sonra, AKP’nin önünde en büyük engellerin başında görülen Yargı dize getirilip faşizmin önü açılırken, “kararanlar”ın zor şartlarda (!)  yaptıkları özverili (!!) görevlerini izliyorum…

Her biri en akla ziyan mantıklarla demokrasi yutturmacası aslında toplumsal ve siyasal yaşamımızın her zerresine sızan şeriatçılığı ve islamo-faşizmi demokrasi ve özgürlük olarak yutturmak için sabah akşam dört takla atıyorlar!

Sevgili Kararanlar, tarihe bu isimle geçeceksiniz ve lakabınız üzerinizden hiçbir zaman silinemeyecek. Hadi görev başına, marş marş! Kendi adınızın ırzına geçtiğinizi fark edemediğiniz sayfalar, programlar sizleri bekliyor!