Banner Image 1
Banner Image 1
Banner Image 1
Banner Image 1
Bedri Baykam

REFERANDUM, SEÇİM VE “SOLDA BİRLİK

13.07.2010

Geçen haftaki makaleme, yine sizlerden çok destek geldi. Bugün ana konuya girmeden önce Sarıgül’e geçen haftaki “partileşmeme” kararına olan tebriklerime bir yorum eklemem lazım: Sevgili Mustafa, senin “örgütünden” ayrılanların bir kısmı apar topar AKP’ye girebiliyorsa, bu hem sana, hem de herkese ders olmalı, insan siyaseti çıkar ilişkisi olarak görüp her kayığa atlayabilenlerden uzak durup çizgisini temiz korumalı…
         Geçen yazıma yalnız DSP’li 20 dostum ters tepki verdiler ve DSP’nin kapatılması ve oyların bölünmemesi konusundaki hassasiyetime kızdılar. Bunu gören çevremdeki insanların tepkisi ise ister sokakta, ister Facebook’ta “yüzde yarım bile oyu olmayan bir partinin üyelerinin sana ne dediklerinin ne önemi var” şeklindeydi. Ben ise farklı düşünüyorum. Her DSP’li dostum ve onun oyu yalnız benim için değil ülke için son derece değerli. Aziz Yıldırım’ın tek oy farkla seçildiğini ve bu ülkede seçimlerde de tek oyla milletvekilliklerinin el değiştirebileceğini bilenler ne demek istediğimi iyi anlarlar. Referandum kampanyası start almışken ve tarihimizin tartışmasız en kritik seçimi bir yıl ötede beklerken, herkes aklını başına toplamaya mecbur.
         Sn. Masum Türker’in “AKP’ye farklı kollardan saldırmak için DSP’nin yaşaması gerektiği” savının, kimse kusura bakmasın, mantık ve matematikle hiçbir ilişkisi yok. Yani kamuoyu ile ilgili tüm araştırmalar ve nabız DSP’ye verilecek her oyun, baraj mucizevi şekilde CHP’nin önerdiği %7’ye düşse bile, çöpe gitmiş olacağını bize gösteriyor. Bana sorsanız, barajı %5 veya altına indiririm. Ama AKP’nin işe öyle bakmadığı ortada. DSP Gençlik Kolları Başkanı Seyit Tosun, “siyasal partiler seçimlere girmek üzere vardır” diyor da, önce bilmesi gereken şu: Partiler her şeyden önce rejimlerini ve demokrasiyi yaşatmak zorundadır!. Yani seçimlere yıllarca farkında olmadan oy bölüp demokrasi düşmanlarını yüceltmek üzere girmiş olabilirsiniz. Ama artık son viraj alınıyorsa, bu intiharınızı ülkeye maletme hakkınız yok. Referandumda Cumhuriyetçi oyların nereye gideceği belli. Ama genel seçim, şimdiden hazır olunması gereken bir ölüm kalım mücadelesi. Bu seçimde CHP’den başkasına oy veren bir solcu, oyunu yırtmış olur ve bu hatanın telafisi bizim ömür dilimimizde olmayacaktır. O nedenle “Onca sağ parti arasında iki de sol parti oluverse ne olur?” diyen Adnan Ateşoğlu gibi emekçilerin artık gözlerini açma vakti gelmiştir.
         DSP’li bazı dostlarımın yorumları, partilerinden “Türkiye’nin tek sol partisi” olarak söz edecek kadar gerçeklerle iplerini koparmış durumda. Mesela partinin Aydın Merkez İlçe Başkanı Sn. Nurettin Dönmez, “DSP seçimlere tek başına girip, halkımızın özlediği iktidarı gerçekleştirecektir” diyebilmektedir! Olağan bir dönemden geçiyor olsak, buna benzer yorumları hoşgörüyle karşılayabiliriz. Ama ülke varoluş savaşından geçip çölde su gibi tek oya muhtaçken, bu sapmaları görmezden gelemeyiz… Bu ülkenin solda rüyalar eşliğinde halüsinasyonlar görme devri, artık verdiği korkunç zararlarla miadını doldurmuştur! Herkesin bir anlam taşımayan bölgesel koltuk ve sıfat kaygıları refleksinden vazgeçmesi lazımdır.
         Solcu insanların tarikatçı anlayışlara girmelerine sıcak bakamam. DSP’lilerin de Ecevit’e olan ideolojik hayranlıklarını farklı boyutlara taşımamaları lazım. Bugünün siyasi gerçekleri karşısında Sn. Rahşan Ecevit bile tüm desteğini CHP’ye vermişken kimi Ecevitseverlerin dernekçilik/particilik farkını anlamaları lazım. Onların Karaoğlan sevgisine saygı duyuyorum. Ama ben Ecevit’e, kariyerinde yaptığı hatalardan dolayı sıcak bakamam. Solu ısrarla bölüp Türk siyasetinin çizgisini 80’lerden sonra 180 derece sağa kaydıran, Fethullah Gülen’le ilişkisiyle laikliğe kendi evinde onarılmaz yaralar açan, son başbakanlığında polislerin işçilere sürekli meydan dayağı atmasına göz yuman Ecevit’i, artık artı ve eksileriyle tarihe bıraktım. Bugün konumuz Ecevitçi veya Baykalcı olmak değil. Gelecek kuşakları karanlık ortaçağ kasırgasından korumak için tek vücut olmak.

         Can acıtsa da, doğruları duymak durumundadır Türkiye. DSP’li arkadaşlarımıza en azından oy bölünmesi konusunda doğruları hatırlatmak, her yurtseverin ana görevleri arasındadır… Tarihi daha sonra isteyen istediği gibi yorumlar!