Banner Image 1
Banner Image 1
Banner Image 1
Banner Image 1
Bedri Baykam

KAOS VE MEDYA TRAJEDİLERİ

23.02.2010

Bugün “Ordu-Darbe tartışmaları ve Mantık Dersleri” yazımın 2. bölümünü okuyacaktınız. Hatta Paris’te Edvard Munch hakkında açacağım sergi ve bu konuda yaptığım Norveç gezisi de yedek yazıydı. Ama öğleyin bomba gibi gündeme düşen haberle yazı da doğal olarak değişti. Yine gözaltına alınan kuvvet komutanları, emekli veya muvazzaf subaylar…
         Cihaner’in başına gelenlerin ve HSYK’nın malum savcıların yetkilerinin iptalinin ardından böyle bir gündem değiştirme hamlesi bekleniyordu. CNN’e göz atıyorum Ertuğrul Mavioğlu isimli “gazeteci” olduğunu öğrendiğimiz kişi, sahneyi eline geçirmiş desteksiz atıyor. Utanmasa zevkten göbek atacak. Yaşananları demokrasiye ulaşma yolunda müthiş hamleler olarak gördüğü belli! Ve bu adam sanki kanıtlanmış savlar ortaya çıkmış ve hüküm verilmiş gibi “Balyoz Planı” çerçevesinde “cemaatle içindeyken camii bombalayacaklarmış” iddiası üstünden linç kampanyasına girişiyor apar topar. Sonra hızını alamıyor ve “zaten eskiden beri derin devlet güçleri bunu hep yapmıştır, bu artık biliniyor” türünden laflar geveleyerek Sivas katliamını da işin içine dahil ederek saymaya başlıyor. Tabii meydan boş ve bu psikolojik savaşta beyefendi de böylece üzerine düşeni yapmış oluyor. Peki Sivas davası tüm kararlarıyla kesin olarak sonuçlanmadı mı? Hangi hakla bu hiçbir kanıtı olamayacak saçmalıkları böylesine kullanabiliyor? Derin devletten kaç bin kişi aktör olup alıp sahte sakallar takıp sloganlar atarak on binlerce mürteci rolüne girip gidip aydınlarımızı yakmış? Hangi kanıt var elinde? Hangi garnizonda hangi askerler rol almış? Palavra sıkmak ve yargı etkilemek bu kadar ucuz demek, ana haber kanallarında!
        Hemen ardından Hasan Cemal alıyor sözü. O da son derece mutlu ve artık bu hamleler sayesinde demokratik bir ülkede yaşamaya başlayacağı masalına inanmış! Mutluluğu, Mavioğlu’nunki ile yarışıyor. Zaten biraz ardından ulusalcılığın ana karşıtlarından Cengiz Çandar’la beraber “Tecrübe Konuşuyor” programında, sözü Arınç’a (!) vererek tarafsız gazetecilik örneğini sürdürüyorlar! Arınç, bilge adam olarak medyanın son muhaliflerini ikaz ederek halkayı tamamlıyor ve onlara uslup ve içerik derslerini Nasreddin Hoca üstünden vermeye kalkıyor. Göz yaşartıcı bir paslaşma var aralarında. İşte ben medya-iktidar uyumu diye buna derim! Aferin Doğan Grubu’na!  
         SKY TV bile bu ortamda Star Gazetesi’nden Mehmet Metiner’i çıkarmış, o da zaten kendisinden beklenecek şekilde yukarıdaki “meslektaş”larına destek veriyor, “artık kimse bu ülkede seçilmişlere müdahele etmeyi aklına bile getiremez” diyor. Kanal karıştırmayı sürdürüyorum, konunun yeni “en taze” eksperi Ertuğrul Mavioğlu bu sefer NTV’de karşıma çıkıyor ve aynen Ergenekon’un ilk günlerinde kimi gazeteci müsveddelerinin yaptığı gibi savcılara isim ve adresler saçarak yön vermeye kalkışıyor. “Plan’ın altında 21 generalin daha imzası var, alınacaklar mı acaba” deyip saymaya başlıyor. Bence acil kurslara girip savcılığa yükselmek için müracaat etmeli. Ali Bayramoğlu ve Mehmet Altan zaten bu bölgenin standart sözcüleri, onlar da tabii hemen aranıyor. Kambersiz düğün olmaz!
        Bunlara alıştık artık. Her gece paydaş medya kalemşörleri “fıstık gibi oldu, aman hala dışarıda kalanlar varsa onları da alın” deme yarışına girecekler. Çok konuşup hiç bir şey dememe konusunda eksper olan “orta şekerli” gazeteciler de objektif davranma rolüne soyunup gereksiz ekran işgaliyle yetinip boş hava basacaklar, iki saat konuşup “peki ne dedi bu adam?” dedirtecekler. Halkın gözünde itibarı olmayan bir dizi yandaş medyokrat şu anda sizi delirtecek “savcılık” rolü veya “tarafsız steril gasteci” rolüne girebilmek için telefon trafiğinde; kimbilir, belki de Nazlı Hanım Istanbul trafiğinde bir kanaldan diğerine ulaşabilmek için helikopter tutacak! Hiçbiri yaşanan sivil darbeden söz edemeyecek!

Sen “ben yokum, yaşayan ölüyüm, artık ne fikrim ne zikrim var, mazi kalbimde bir yaradır, kendimi bu yüksek kalemşörlerin tam denetimine açtım, onlar bile gelip her zerremi araştırabilirler, ben artık adı var kendi yok bir kurumum, varoluş nedenimi teorik olarak bile unuttum, ben bir sinirleri alınmış organdan beterim” dersen, başına gelenler az bile! Tarikatların böyle oyuncağı olursun, ister adın koca medya olsun, ister başka şey… Çünkü boşluklar öyle ya da böyle doldurulur!