Banner Image 1
Banner Image 1
Banner Image 1
Banner Image 1
Bedri Baykam

CHP, SARIGÜL VE HALKIN BEKLENTİLERİ...

29.09.2009

Bakın, Türk Solu’nun yaşadığı kendine has tıkanmalar, umutlar, CHP, Sarıgül hareketi ve diğerleri…  Bütün bunların, bizi kuşatan onca gerçek insanın yaşam serüvenleriyle o kadar ilişkisi var ki…

Örneğin aylardır, yüzlerce çağdaş öğretmen veya sanat eğitimcisi bana yazarak şikayetlerini ortaya döküyorlar. Uğradıkları haksızlıklar, çıkmayan tayinler, meslekten bezmeleri için kurulan tuzaklar, her biri dehşet verici. İşte aldığım sayısız şikâyetten birinin satırları: “ Kendi ülkemde okuluma, işime zarar veriliyor.  Bunlar bana haksız ceza vere vere yıpratıp meslekten atacaklar. 7 senedir buradayım, ama sürekli beni eziyorlar, durum acil. Hakkımızı aradığımız için sürülüyoruz. Geldiğim günden beri iş yerindeki cahil müdürlerden başıma gelmedik kalmadı”.

İşte özet! Halkımız artık sabrının son demlerini yaşıyor. Sevgili genç, Atatürkçü eğitim kadrolarımız,  en zor durumda olan kesimlerden. Ama öğrencisi de, memuru da, çiftçisi de, köylüsü de, işsizi, de aynı durumda. Türkiye artık uçuruma yuvarlanışın son sınırlarına geldi: 12 Eylül sonrası Ecevit’in sola yaptığı ihanetin bedelini ödeyerek son nefesini vermek istemiyor. Halbuki bu ülkede, solun iktidar olması mümkün!

Bu sütunda, 9 Haziran 2009 tarihinde “İşte Sihirli Formüllerim Sn. Baykal” başlıklı makalemle CHP’nin nasıl birinci parti olacağını etraflıca anlattım. İşin özeti şu: 2003 Kurultayı’nda utanç verici anti demokratik sınırlara geriletilen CHP tüzüğünün çok acil olarak yenilenerek, halka kapılarını açan bir partinin kusursuz hukuki alt yapısı haline getirilmesi lazım.

Düşünün ki, 2011’de seçim var. CHP’de 2010 yılında, partiyi seçime taşıyacak kadrolarını ve seçime katılma yöntemlerini belirleyecek, bu kritik kurultayda alacağı kararlarla, Cumhuriyet ve CHP tarihinin en tehlikeli virajını alacak… Ya da alamayacak!

Türkiye’de bugün, CHP kendi demokratik devrimini yapmazsa, eski tas eski hamam taktiklerle 2–3 isimle göz boyama yöntemleriyle yetinirse, aramızda “bu parti iktidar olabilir” diye bahse girecek kaç kişi var, söyler misiniz?

Önümüzdeki seçimlerde CHP, bu iflası defalarca kanıtlanmış yolu seçerse, laik Türkiye Cumhuriyeti’ni ateşe atan son gaf olur. Buna “evet” diyen her CHP’li de, adı ve sıfatı ne olursa olsun, bu suça iştirak etmiş olur.

Bu nedenle, birkaç aydır CHP tüzüğünün uğraması şart olan somut değişimler için son metin çalışmasını yürütüyorum. Bu çalışmayı ciddiye almayan her CHP’li, 2011 seçimlerinde alınacak NİHAİ MAĞLUBİYETTE, vebalin en büyüğünü taşımış olur.

Gelelim Sarıgül hareketine: Sarıgül,  “Sihirli Formüller” tüzük çalışmamı mercek altına alıp, o doğrultuda tüm açılım kanallarını hazırlamış. Tabii Baykal’ın “Hikaye” gözüyle baktığı ve hiç ilgi göstermediği bu “Demokratik Devrim” maddeleri, esasında işin kilit noktası. “Yemeyenin malını yerler” misali, CHP  iktidarı için büyük emeklerle hazırladığım bu formüller kullanılmazsa başkası da onu alır istediği şekilde sahiplenmeye kalkar! Ama Sarıgül “gençlere ve kadınlara açılım” ve “Genel Başkanın tüm üyelerce seçilmesi” gibi maddeleri o çalışmamdan alıp, ilk madde olan “Solda bölünmelere son verilecek,  birleşme için her diyalog sağlanacak” şartını es geçtiği zaman, hem bindiği dalı kesiyor hem de o çalışmanın temel başarı hedefleriyle ters düşüyor. O salondaki coşku, Türkiye’deki rüzgârıyla ister %3 alsın, ister %30 alsın, Baykal’ın veya Sarıgül’ün yüreği buna hangi hakla dayanıyor? Tabii Sarıgül burada karşı tarafın herkese “duvar” örmesinden söz edecek, haklı olarak... Peki, Baykal Türkiye tarihinin en yaşamsal seçimine koşarken, geçmiş bölünmelerden hiç mi ders çıkartmayacak? Bırakın yüzde hesaplarını, CHP’ye gelmesi gereken tek bir oyun bile başka yere kaymasını, şu anda ülke kaldırabilir mi? %9’da kalacak bir sol partinin faturası, Cumhuriyet’in kendisi olur! Ben Baykal’ın koltuğunda otursam, şu şartlar altında, partim dışında noktalara kayabilecek tek sosyal demokrat- Atatürkçü oy yüzünden gece uykularım kaçar, o kişileri birleşmeye ikna etmeyi “olmazsa olmaz” hedef olarak koyarım!

Bunu yalnız Baykal’ın değil, Sarıgül ekibinin de düşünmesini istiyorum. Ülkenin içine sürüklendiği şu yoz ortamda, 2011 seçimlerinin bir “sol içi hesaplaşma”ya dönüşmesi, Türk halkına yapılacak en büyük ihanet ve hakaret olur.