Banner Image 1
Banner Image 1
Banner Image 1
Banner Image 1
Bedri Baykam

TRUMP’IN ÖNLENEMEYEN ZAFER GECESİ

09.11.2016

Siz şaşkınlık içinde bu sabah ekranlardan Trump’ın zafer konuşmasını izlerken, geceyi bilgisayarı ile ekran başında uyumadan geçirmiş olan bendeniz, herkesin nefret etmekten gurur duyduğu, Robert de Niro’nun en ağır hakaretlerle “taçlandırdığı” bu olağandışı siyasetçinin yaptığı “balkon(!)/teşekkür” konuşmasını dinliyor ve Erdoğan’dan alışık olduğumuz söyleme ne kadar benzediğini düşünüyordum. Daha da hayret verici nokta, yarışı büyük bir sürprize imza atarak kazanan Trump’ın spontan olmasına karşın, hatasız yaptığı öz ve kapsamlı hitabetin olgunluğuydu. Herkesin alay ettiği ve “Cumhuriyetçilerin bile adayı olamaz” denilen bir insan, kendi partisi dahil herkesin kendisine karşı yaptığı muhalefeti yenmiş, şimdi de işin kaymaklı zevkini çıkarmakla meşguldü. Şimdi sizleri gecenin hikayesi ile baş başa bırakıyorum.

TELEVİZYONLARDAN AKAN HABER-DEDİKODU VE BAŞKANLIK YORUMLARI
“Clinton ilk kadın Başkan olacak mı?
Türkiye Amerika’ya kırgın kalacak mı?
2020 için bir hispanik lider hazırlanıyordur.
Dolar çok aşırı çıkmaz(mış), 3,20 de sabitlenir.
Amerika’da basın özgürlüğü var.
Trump “şerefsiz basın” demiş.
Açık hakaret edebildi.
Feministleri değil, erkekleri daha çok heyecanlandırıyormuş Hillary.
Clintonlar sanki White House’a tapu koymuş.
Hillary hala soğuk ve kapalı kutuymuş.”

Bu arada ABD başkanlık seçimleri görüntülerinin altından Türkiye haberlerimiz resmi geçit yapıyor:

Erdoğan CHP’ye karşı suç duyurusunda bulundu: Cumhurbaşkanına karşı bildiri yayınlamak hangi demokrasiye sığar?
AKP, CHP PM bildirisine karşı suç duyurusunda bulundu.

Türkiye’de sokak gösterisi de, demokratik kitle örgütü bildirisi de demokrasiye sığmıyor, artık siyasal parti veya lider bildirisi de sığmıyor... Her biri suç duyurusu konusu oluyor! Ne demişti Erdoğan Al Jazeere’ye “yeni bir demokrasi ve laiklik tanımlaması getirdim”. Şimdi o demokrasinin hudutları belli oldu: Aksaray Aksaray, Aksaraaaaayyyyy!!!

AMA bu AKSARAY, Amerikanyalıların WHITEHOUSE yani BEYAZSARAY’ından daha bir farklı.
AKSARAY’ın gücü, BEYAZSARAY’a 10 basar! AKSARAY çok daha iyi ve temiz çitiliyor, öğütüyor, ve isterse yalnız lekeleri değil, gömleği de içindekiyle beraber ortadan yok edebiliyor! Uzak diyarlara tıkabiliyor. Silivri’ye, Sincan’a...

Beyaz adam kendini Amerika’da tehlikede hissediyormuş! Renkli insanlar, kime oy vereceklerini bence şaşırmış durumdalar! Clinton’a oy verseler, her gün kendilerini sokakta infaz eden o acımasız Amerikan polislerine karşı elleri kolları bağlı olarak felaketi seyretmeye devam edecekler. Demokratik başkan arada sırada bu katliamları kınadıysa da, aslında pek kılını kıpırdatmadı. İyi de, Trump kazanırsa da bu sefer de Obamacare denilen sosyal güvenlik büyük ihtimalle toptan ortadan kalkacak, bir daha geri gelmeyecek...
Kritik eyaletler: Florida, North Carolina, Indiana, Nevada, Arizona, Ohio, Iowa...

SONUÇLAR GELMEYE BAŞLADIKTAN SONRA, MEDYA TAHMİN KARGAŞALARI

North Carolina’da Trump %54’le öndeymiş, Clinton’cılarda endişe varmış. Oyların henüz ancak %3’ü sayılmış, Hillary % 50-47 öndeymiş! Florida’da durum 49-48 Clinton lehineymiş ve durum kritikmiş. Trump taraftarları, Clinton taraftarları kadar sokakları henüz istila etmiyormuş... ABD genelinde  %4 sayılmış, Trump %49-47 öne geçmiş. Virginia’da Trump’ın önde olması, büyük sürprizmiş. Illinois’da demokratlar kazanıyormuş. Maryland’le Delaware de demokratlara gitmiş. Gece 04.00’te 68-48 Hillary öne geçmiş. Oklahoma’yı Trump kazanıyormuş. Paralel atlar koşmaya devam ediyor, aklıma at yarışlarını radyodan anlatan spikerleri geliyor! Reytingi arttırmak isteyenler, son nefese kadar başabaş bir yarış havası yaymaya çalışıyorlar. AMA gece 04.04’te bir münasebetsiz, “Hillary Clinton lehine büyük bir toprak kayması tarzı ezici galibiyet geliyormuş. Ama bu %54’ten fazla da olmayabilirmiş!” sözlerini ortaya atıp konuya limon sıktı (Vallahi her an o adam kovulabilir sayın seyirciler!). CNN veya NTV’den hangisiydi, hatırlamıyorum... Konuşulan da şu: 8 senelik demokrat başkan iktidarından sonra hala bir demokratın kazanabilmesi imkansız bir şey gibi görünse de, şimdi bu oluyormuş!

ABD’YE HIZLI OY SAYMAYI DERHAL ÖĞRETMEMİZ LAZIM!

Vallahi bu adamlar, Türkiye’nin tırnağı olamaz! Bizim ülkede seçim gecesi için heyecanla kuruyemiş, peynir, pastırma, hıyar ve domatesle uzun bir rakı masasına oturanlar, birden gece saat 7:05’te münasebetsiz bir spikerin, maç sonuçlarını 72 saniyeye sığdırarak, maçı oynanmadan düdükle bitiren alçak bir hakem gibi konuşmasına, gözlerini fal taşı gibi açıp inanamadan bakakalırlar. Uzun lafın kısası bu Amerikalılar oyları hızlı sayamıyorlar, bu konuda AKP’li siyasetçilerden çok ama çok uzakta ve teknolojik yardıma muhtaç olduklarını söyleyebilirim! Çünkü ben Amerikan seçimlerini izlerken ıspanaktan yoğurda, ondan meyveye, ondan da tekrar kuruyemişe geçme fırsatım oldu hatta birazdan tahıl gevreği bile yiyebilirim! Florida’da seçimler, tam bahisçilerin istediği kıvamda gelişiyor! Oyların %48,5’i sayılmış. Trump, %48,6- 48,4 önde!! Off! Ne son an bahisleri dönüyordur, gayrı resmi bile olsa! Aklıma Florida’da Bush’un kazandığı seçimde yaşanan büyük kavga ve bitmez tükenmez yarış geliyor! Florida: oyların %91’i sayılmış, 47,1 Clinton, %49,1 Trump! Fark ilerlemiş... Aaa HaberTürk Clinton belgeseli seyrettiriyor... Serdar Turgut, durumun her an değiştiğini, YANİ BENİM DEYİMİMLE  AT YARIŞININ BELİRSİZLİK İÇİNDE KOŞULDUĞUNU söylüyor... Trump Tennessee, Mississipi, Kentucky, Oklahoma gibi Güney eyaletlerini alıyor... Turgut, sonucun sabahın erken saatlerinde bile değil, ancak ertesi gün öğlen anlaşılabileceğini söylüyorlar. “Anketler yanlış yapmışız” diyormuş, hispaniklerin anketlere verdikleri yanıtlar, dil uçurumu yüzünden güvenilmezmiş... Ana hatlarda değil de, “kılcallarda” bir durum gelişiyormuş... Yerleşik düzen sorgulanıyormuş...    

Gece 05.20’de kesin delegelerde, Trump 129-83 ilerdeymiş... Allah Allah bir saat önce Clinton’un lehine toprak kaymasından söz ediliyordu!

İŞİN RENGİNİN DEĞİŞTİĞİ TESCİL OLUYOR!

Şarkıcı Prince ne demiş biliyor musunuz? İki partili sistem, iki tehlikenin en az tehlikeli olanını bulmak... Bir seçiminiz olduğu illüzyonu... Hiçbir şeyin değişmediği ve üzeri örtülü bir faşizm... Genel sayım: 49,7-46,3’le Trump öndeymiş... 05.25... Delegelerde 138-104 Trump öndeymiş... CNN Clinton karargâhını gösteriyor, moraller bozuk...

CNN 05.40’da Trump için rüya gecesi kelimelerini kullanmaya başlıyor...

Bundan on gün önceydi.. Obama, yine Clinton lehine olan konuşmalarından birini yapıyordu. Hillary’ye  destek verilmesini istiyordu, bunun ne kadar geri tepebileceğini o anda hissetmiştim. Aklıma Fenerbahçe’de, 1998’de Ali Şen’İn, Vefa Küçük’e verdiği destek ve bir oy farkla kazanan Aziz Yıldırım geldi...  Gece 05.41 Trump 139-104 önde...

Gece 05.47’de Hillary’den teslimiyetçi bir mağlubiyet tweet’i geldi: “Her ne olursa olsun, bu ekibin gurur duyacağı o kadar çok şey var ki! Hepinize çok teşekkürler”. İşte bu bence “içeriden gelen sesle” Hillary mağlubiyetinin ilk itirafı olacak.

NOT: Bu yazı canlı yazılıyor ve geriye dönüş olmayacak yorumlarda ve yazının yapısında!

Hmmmm... Medyanın hazırladığı söylem şuydu: Zenci başkan, ardından kadın başkan, ardından da herhalde “next time” hispanik başkan mı?

CNN’de Trump belgeseli: “IŞID’i 30 günde bitiririm! Dünya şu anda bize gülüyor, ama ben Başkan olduktan sonra gülemeyecekler...”

Bundan üç hafta önce Trump’ın son skandal seksist söylemi “kadınları şöyle ... tutacaksın benim gibi” videosundan sonraki üç gün içinde herhalde Trump’a bahis oynayacak insan sayısı, yüzde beşi geçmezdi... Her ne kadar kendisi “bunlar erkeklerin soyunma odası söylemlerinden ibaret” diye olayı küçümseme yolunu seçse de, insanların geneli o anda toplu bir ayıplama ve aşağılama ile Trump’ı ezme yolunu seçiyorlardı. Öte yandan saat 06.10 itibariyle artık yayınlar Trump’ın galibiyeti üzerine şekillenmeye başladı. Cüneyt Özdemir, “öteki Amerika’nın” karşılığını Trump’ta bulduğunu ve bildiğimiz Amerika’nın, Silikon Vadisi’nden, Hollywood’a, New York Times’dan Cumhuriyetçi Parti’ye, oradan da medyaya kadar yerleşik düzenin her zerresine karşı kazanılmış bir zafere gidildiğini anlatıyor. Saat 06.20: 149-109 Trump diyor rakamlar... Bazı medya organları, “%80 Trump alacak” moduna geçmişler... Bir dakika ya! Bundan iki saat önce Clinton için “toprak kaymasıyla Clinton kazanır” diyenler, hangi göçük altında kaldılar acaba? Egemenlerin, beyaz Amerikalıların, hatta kendi partisi Cumhuriyetçilerin bile karşı duruşlarına rağmen kazanmaya koşan Trump, bir kutlama programı hazırlamamış doğru dürüst. Çünkü herhalde bu kadarını kendisi bile beklemiyordu...

YENİ DÜNYAYA GEÇİŞ EMARELERİ

Önümüzdeki 15 gün hangi makaleleri, araştırmaları okuyacağımız belli oldu. “Herkes neden yanıldı?”, “Trump ‘Amerikayı tekrar büyük yapacağım’ derken kimleri ikna etti?”, “Clinton’un ters tepen söylemleri hangileriydi”, “Trump kendi geçmişine ve diline rağmen neden kazandı?” veya tersine “Trump seksist söylemleri ve yarı deli ukala tavırlarıyla mı kazandı?”... Özeti şu: Düne kadar Trump’la alay edenlerin bu sabahtan itibaren onun büyük başarısı karşısında oturup bilimsel makaleler yazmaları artık beklenen bir gelişme!

ALIN SİZE BÜYÜK BİR SORU: TRUMP’A KARŞI POZİSYON ALAN KENDİ PARTİSİ, ŞİMDİ “DEĞİŞİP” YENİ BAŞKANINI ALKIŞLAYACAK MI? Veya bizde sık sık görüldüğü gibi “ben onu demek istememiştim” ya da “yanlış anlaşıldım” sığınağına girecekler mi? Mesela şu anda CNN International’da günah çıkarır gibi “Trump anketlere güvenmeyin demişti” diye yayın yapıyor...

Öte yandan 06.49’da bir muhabir-uzman “çıkmayan candan umut kesilmez” gibisinden bir tavırla Hillary’de nefes-nabız aramaya başladı.
Oğlum Suphi “açılmayan tüm eyaletler Clinton’un, son anda sürpriz yapabilir” diyerek gerilimin sürmesinden yana tavır koyuyor. Rakamlar ise, Trump’ın 254- CNN/NTV - veya 244’e (HaberTürk) ulaştığını söylüyor saat 08.43 itibariyle...

AMERİKALILAR YENİ DEMOKRASİYİ ÇÖZEMEMİŞ!

İster misin Trump ciddi ciddi Müslümanların ABD’ye girişini yasaklamaya çalışsın... Yani yasaklayıversin! İşte gözümün önünden bu sözü verdiği haber geçiyor! Amerikalıların %63’ü oylarını kime vereceğini TV tartışmalarına göre karar vermiş. Bizde ise, bölgede “demokrasi ve laikliği yeniden tanımlayan” Cumhurbaşkanımız, böyle bir karar mekanizmasına geçit vermiyor! Kendisinin tercihi, tek başına her kanalda en yüksek sesiyle kükreyerek halkın oyunu yönlendirmek, muhalif gazeteci veya siyasilerin karşısına çıkmamak! Demek ABD’nin gerçek ileri demokrasiyi öğrenmek için daha kırk fırın ekmek yemesi lazım!

SAAT 09.02: CNN INT. Trump’ı hala 238’de tutuyor ve 4 eyaletin oylarının çok az farkla gittiği için Trump hanesine yazılamayacağını öne sürüyor. Mesela Wisconsin, Mississipi ve New Hampshire...

“TRUMPTAN ÖNCE VE SONRA” ÇİZGİSİ GELDİ GELİYOR!

Şimdi bu işler ciddiye biner de birazdan Trump zafer konuşması yaparsa, seyreyle gümbürtüyü: her şey sıfırlanacak. Mesela adam kürtajı yasaklayabilir derhal! Küresel ısınma diye bir kavramın saçma olduğu yönündeki düşüncelerini fiiliyata çekebilir. Suriye’de Esadçı olabilir, onlarla beraber IŞİD’ın kökünü 30 günde kazımak için yola koyulabilir, dediği gibi Meksika sınırına kocaman bir duvar ördürüp faturayı da Meksika Hükümeti’ne yollayabilir, Rusya ile görülmemiş bir yakınlık kurarken, Çin’den gelen mallara %45 vergi koyarak ucuz Çin malı sendromunun önünü kesip, Amerikan ekonomisine gaz verebilir, NATO’yu neredeyse yok olma veya kökünden değişme noktasına taşıyabilir, Amerika’da veraset vergilerini toptan kaldırabilir, zenginlere vergi cennetine dönüşen bir ABD yaratabilir, Obamacare adını taşıyan tüm muhtaç Amerikalılara verilen sağlık yardımını çöpe yollayabilir, ısrarla söylediği gibi Clinton’a kelepçe taktırabilir... Uzun lafın kısası, Trump A’dan Z’ye, gerek ABD içinde, gerek ABD dışında hayatın yeniden kurgulanmasına ciddi olarak neden olabilir. Şöyle söyleyelim özetle: Dünya tüm ilişkilerini ve gidişatını sıfırdan kurup “Trump’tan önce ve sonra” diye bir çizgi çekmeye gerçekten mecbur kalabilir.

09.08: CNN INT. Utah eyaletinin 6 delegesini de Trump’a yazıp rakamını 244’e çıkardı.

SAAT 09.55: Asistanlarımdan Serdar bir Türk kanalında Trump’ın 274’ü bulduğunu söylüyor ve ardından CNN INT’e  bakıp “bu Amerikalıların da çok geriden geldiğini “ söylemeyi ihmal etmiyor! Doğru söze ne denir? Fransız TV5 Monde, Trump’ın Temsilciler Meclisi ile hangi uyum içinde çalışabileceğini anlayamadıklarını vurguluyorlar. Ama hemen ekleyelim onlar da Türkiye’nin çok gerisinden geliyorlar: orada da hala 247’yi aşamamış Trump!

MAĞLUBUN FİRARI

10.03’te Clinton kampanya şefi sürpriz bir konuşma yapıyor ve özetle Hillary’nin bugün konuşmayacağını belirtip “Sizinle gurur duyuyoruz, onunla da gurur duyuyoruz. Lütfen şimdi evinize gidin ve uyuyun, dinlenmeye ihtiyacınız var. Şu oyları bir sayılsın sonra tekrar konuşuruz” diyor. İşte bu artık tam bir mağlubiyet kabulü ve tescili, daha ne diyebilirler ki? SAAT 10.10: Al Jazeera Trump’ı 266’ya kadar çıkarmış! Yani Arap kanalları Türk hızına yakın! Bakıyorum, ODATV’de de Başkan Trump! Artık işin lamı cimi kalmadı. Sonra canlı yayınlarda yürüyen bir insan güruhu ve kameralar, gecenin karanlığını yardı: Trump ve şürekâsı New York merkezlerine gelip, herhalde konuşmasını yapmaya hazırlanıyor. SAAT 10.30: Wisconsin eklenince Trump CNN INT önünde 257’ye resmi çıkış yapıyor. O anda tüm Türk kanalları artık Trump’ı Başkan ilan etmiş durumda. Buna eklenen bir de Al Jazeera var. Fransız ve İngilizler, hala resmiyetten ilerleyip Başkanı ilan etmiyorlar. SAAT 10.40 Bloomberg’de Başkan Trump’ı ilan etti. O saatte BBC ve CNN hala temkinli ama dannnn! haber geliyor: Hillary Trump’ı arayıp tebrik ederek mağlubiyetini kabul etmiş! 10.45: BBC “Amerikan medyası Trump’ı Başkan ilan etti” demekle yetiniyor. Dünya şaşkınoğluşaşkın... Koca ülke Hillary ile yoluna devam edecek olsa, herkes yerini bilecek. Herkes o kadar Clinton zaferine kendini şartlamış ki, o gece 04.00 civarındaki yanlış Clinton zaferi haberinin ardından Posta Gazetesi, aceleden basının temel yasalarını acelecilik ve “haberi yetiştirmiş olma” iddiası uğruna feda ediyor ve Gazetesini birinci sayfada “Clinton Başkan” haberiyle yayınlanıyor... Bilmiyorum, belki başkaları da aynı gafa düşmüşlerdir... Yani anlayacağınız iki dönem Clinton ve Bush’un ardından yarı Hillaryli iki benzer Obama dönemi, şimdi de bunların karbon kopyası yeni bir beklenti kapıda beklerken, masa devriliyor. Ama şimdi tüm kartlar yeniden karıldığı gibi, bir de üstelik bu yeni oyunda kimin joker olduğunu, valenin veya kralın gücünün ne olduğunu kimse bilmiyor. Herşey sil baştan! Üstelik bu, Temsilciler Meclisi ve Senato’nun da Cumhuriyetçilerin elinde olduğu bir dönem. Allah, herkese kolaylıklar versin...

TRUMP’IN BALKON KONUŞMASI

Sonra büyük an geliyor: başkan yardımcısı Pence kısa bir konuşmayla Trump’ı ve eşini takdim ettikten sonra, kovboy müziği eşliğinde küçük adımlarla kral gibi gelip kürsüyü aldı. Önce Hillary Clinton’un kendisini arayıp “onları” tebrik ettiğini açıkladı ve kendisi de Hillary’ye ve hizmetlerine teşekkür etti. Sonra da kendi rüyasını, tam bir balkon konuşması edasıyla ortaya koydu! Ekibinin Ankara’yı iyi etüd ettiğini böylece anladık. Gerçekten şaşırtıcı bir başarıyla yapıcı sözler vererek göz boyuyor. Kadirşinas, olgun, barışçı, şaşırtıcı bir sunum. “Amerika’nın çıkarlarını önde tutacağız ama bizimle diyaloga açık her ülkeye de dürüst ve hakkını vererek davranacağız”. Sıra geliyor aile ve ekibe teşekkürlere...Trump bunların hepsini herkesi onore ederek yapmayı başarıyor. Amerika’nın Gazi (veteran) askerlerini, gizli servisin korumalarını, ekibini, arkadaşlarını, ailesinin her bireyini methede methede bitiremiyor. Bir gece bizim sabahımızda saat 11.05’te böylece bitiyor, haydi hayırlısı... Fondaki Rolling Stones’un ünlü şarkısı sanki Hillary’ye mesaj yolluyor: “You can’t always get what you want” –Her zaman her istediğini elde edemezsin. Aralarındaki ağır kamplaşmalardan sonra 20 Ocak’ta Obama’dan koltuğu devralacağı buluşmada yapılacak konuşmaların siyasi ve insani dengelerinin merakıyla izninizle defteri kapatıyorum...