Banner Image 1
Banner Image 1
Banner Image 1
Banner Image 1
Bedri Baykam

MHP KİLİDİ HANGİ PARTİYE UYACAK?

16.06.2015

Şu anda ülkemizin mücadeleci yurtsever halkı ve aydınları seçim sevincini rafa kaldırdılar ve artık koalisyon dedikoduları havuzunda yüzüyorlar. Halkımızın söyleminde genellikle daha çok neyi istemediklerini öne çıkaranların sesi duyuluyor: “HDP ile ortaklık yapmayı nasıl düşünürsünüz?” diyen MHP’liler veya sol ulusalcılar, “AKP ile ortaklık gündeme bile gelmemeli” diye haklı tepki veren Atatürkçüler ve sol kesim, veya toptan her şeye “hayır” demeyi bir meziyet olarak göstermek isteyen MHP yöneticileri gündemi belirliyorlar. CHP ve HDP yöneticileri ise, diyaloğa daha açık bir tavır sergileyerek “süreci” izlemekle meşguller...

“AKP’Yİ YANLIZ BIRAK”

Geçen Cumartesi “AKP’yi yalnız bırak” başlıklı bir çağrıya imza atarak toplumu ikaz ettik. AKP’nin katılacağı hiçbir hükümetin yolsuzluklarla mücadele edemeyeceğini, Kaçaksaray’la hesaplaşamayacağını ve o hükümete giren partinin açıkça rejim düşmanlığı yapan bir yapının ortağı haline geleceğini, AKP’ye “koalisyon yapılabilir herhangi bir siyasi parti” gözüyle bakılamayacağı aktarıldı. Bunların maalesef üstü kapatılamaz doğrular olduğunu biliyoruz.

Tabii bu ikazın bir sonraki duruşu, çözümsüzlük olamayacağına göre, CHP- MHP- HDP üçgeninde oluşabilecek bir çıkış kapısı aramaktan başka bir yol kalmıyor! Bu da tabii, ancak Davutoğlu görevi RTE’ye iade ederse gündeme gelebilecek bir alternatifler dizisi! RTE, sürpriz bir çıkışla, Davutoğlu başaramazsa görevi Kılıçdaroğlu’na vereceğini açıkladı. Ama...

HANEDAN’IN KABUSU!

RTE ve AKP, her ne kadar şu anda MHP inadı yüzünden üçlü muhalefet grubundan bir hükümet çıkacağına inanmasalar bile, bu onların alabileceği bir risk değil. Bu nedenle, şu anda AKP ve Hanedan, iktidarı kaybetmekle ilgili bir kabus yaşamamak için, acil yollar üretip MHP ile anlaşmanın şartlarını zorlayacak.

AKP’nin bu kadar ağır verilerle dünyanın gözü önünde suçlandığı bir ortamda, MHP’li 18 vekili bir de üstüne bakanlık vererek transfer etmeye kalkışacaklarını -manşetten dedikodulara rağmen- sanmıyorum. Bu artık abartı olur. Onun yerine MHP ile “legal” görüşmeler yapılıp bol vaatler verilerek hükümet kurulmaya çalışılacak, belki olası transfer görüşmeleri, bu dönemin ileri bir tarihine atılacak! Şu anda gösterdiği iletişimsizlik tavırları içinde, MHP “nazlı kız tarafı” statüsünde!

AKP’NİN TERCİHİ MHP!

MHP’nin, AKP’nin bol vaatli tekliflerine dur diyemeyeceğini düşünmek pek yanlış değil. Ama buna rağmen, diyelim ki Bahçeli’nin inadı tam tuttu ve o yolu da kapadı. Hatta CHP yollarını da kapadı! O zaman B planımız ne olmalıdır? Unutmayalım ki, yaşamda en önemli plan, B planıdır. Her ne kadar ABD ve büyük medya, AKP-CHP koalisyonu için düğmeye basmış olsa da, AKP’nin ana arzusu ya MHP seçeneğidir ya da erken seçim! Bunun dışındakiler tatmin edici olamayacağı gibi, yolsuzluk dosyaları ve Yüce Divan tarzı cehennem senaryolarını da beraberinde getirir! Her ne kadar Bahçeli yolsuzluk konusunda çok esip gürlemiş olsa da, sonuçta bu konularda bir sağ partiyi sakinleştirmek, bir sol parti karşısında bunu başarmaktan 100 kere daha kolaydır! Burada MHP, tabanına karşı kendini korumak için, mesela birkaç eski bakanın kellesini isteyerek suların durulmasını sağlayabilir!  

Burada RTE’nin 4 partinin liderleriyle görüşerek kendine imaj payı kapmayı gündemine alması, şimdiden ters tepti. Bahçeli Kaçaksaray’ı reddederek bu ortamı doğamadan yok etti. Bu hamleden sonra, Kılıçdaroğlu veya Demirtaş’ın RTE ile görüşmesi düşünülemez! Dolayısıyla RTE turları, koalisyon konusunda Baykal ile sınırlı kalabilir!

KİMİN B PLANI?

B planından söz ederken diğer konu, MHP’nin “muhalefet iktidarını” durdurması halinde, CHP’nin ne yapacağı ve ödünsüz muhaliflerin hangi “istemedikleri” seçeneği işaretlemeyi tercih edecekleri... Erken seçim mi, yoksa ABD’nin Derviş üzerinden tasarladığı AKP-CHP ittifakı mı? Tek tartışılmaz konu var: Unutmayın ki, birisi şu cümleyle köşede bekliyor: “Gördünüz mü? Her kafadan bir ses çıktı, anlaşamadılar, bizden başka seçenek yok!”. Yani çözümsüzlük duruşu, ölümle eşdeğer...

Ayrıca seçilen 550 milletvekilinden kaç tanesi, özlük haklarını kazanmadan bir “erken” ya da “yeniden seçim”i göze alabilir ki? Dolayısıyla önümüzdeki günlerde hangi senaryo üzerinden gidilirse gidilsin, milletvekillerinin koalisyon yanlısı olacakları tek kesin tahminimiz!