Banner Image 1
Banner Image 1
Banner Image 1
Banner Image 1
Bedri Baykam

Semih-Alex AŞ

16.08.2010

Bedri Baykam

RAHATLIK bazen ülkeleri, koca şirketlere veya futbol takımlarına batar. Yani, bazen insanlar her halde can sıkıntısından kendi işlerini yokuşa sürerler. Hayatı zorlaştırırlar. Dün Aykut'un Fenerbahçesini seyrederken özellikle Aragones ve Daum dönemlerini düşünüp aklıma ilk bu geldi.

Bu takım da yılardır Semih ve Alex, "Biz beraber oynamak istiyoruz, en iyi bir birimizle anlaşıyoruz" demelerine rağmen mesela, bu takım santrforlukla hiçbir bağlantısı olmayan bir İspanyol'u sırf ödediği astronomik parayı çıkartmak için inatla 2 yıl sahada tuttu.

Aykut'un Fenerbahçesi, bütün sezon başı şanssızlıklarına rağmen, sahaya çok süratli yerleşen hızlı ve pozitif bir futbol oynayan, çok boş saha yaratan ve sorumluluk alarak dikine paslarla gol yollarına hızlı giren bir takım görünümüyle tüm rakiplerine gözdağı verdi. Semih ve Alex'in en güzel şekilde hazırlanan gollerinden sonra Gökhan'ın attığı zeka dolu gol, Mehmet Topuz'un uçarak vurduğu direği sıyıran kafa veya ikinci yarıda 30 nefis paslaşma sonunda gelen Semih'in ofsayt golü, bunların her biri Fenerbahçe adına yıla umut saçan başlangıç anlarıydı.

Ben aylardır bu takımda Alex, Semih ve Kazım'ın beraber güven vererek oynatılmaları gerektiğini savunuyorum. Dünkü maçta bu düşüncenin önemli kısmı kanıtladı. Uzun lig maratonunda Dia'ya da Nianga da, Kazım'a da Özer'e de yer var. Bu Fenerbahçe'nin 2 santrforla oynamasında bence bir engel yok. Son laf federasyona; Özür dilerim ama kararlarınız çok ilkel. Şu maçı Diyarbakır'a Van'a, Erzurum'a verin futbolun güzelliklerini cezaya rağmen Türkiye yaşamaya devam etsin.