Banner Image 1
Banner Image 1
Banner Image 1
Banner Image 1
Bedri Baykam

Konu desibel değil..

18.03.2011

 

Bazı maçlar gerçekten mantığa sığmaz, pek anlatılamaz ve ancak tarih içinde kavramlar ötesi bir yere zaman içinde kendiliğinden oturur.

Cuma günü Arena’da Galatasaray ilk mağlubiyetini ezeli rakibinden alırken, Fenerbahçe’nin aldığı bu tarihi zafer en beklenilmedik dramatik finalle geldi.

Maç, günlerdir Türkiye’de yarattığı heyecan dalgası ve büyük beklentileri hayal kırıklığına uğratırcasına oldukça yavaş başlamıştı. Her iki takım orta sahada birbirine el-ense çekerek, kaza gollerinden uzak durma çabasındaydı. Fenerbahçe, liderliğine yakışmayan bir tutukluk içerisindeyken 14’üncü dakikada bu takımdan haksız yere zorla gönderilen Kazım, neredeyse kendi kendine asist yapmayı başararak, hırsını gole dönüştürdü. 23’üncü dakikada Baros’un getirdiği topta Kazım ikinci golü de atabilse maç belki kopup gidecekti. Sarı-lacivertliler 26’ncı dakikada henüz ilk tehlikeli şutlarını atabilirken, orta sahalarında Selçuk, Özer ve Baroni’nin büyük form düşüklükleri takımı durduran ana faktördü. Özellikle Emre nin yokluğunda teknik zaafları çok sırıttı. Bu takım devre biterken “Semih ve Stoch’a ihtiyaç vaaar” ile bas bas bağırıyordu.

İkinci yarıda korktuğum başıma gelmedi ve Aykut, Semih değişikliğini en baştan gerçekleştirdi. O andan itibaren oyunun rengi Semih-Alex daha sonra Stoch ve Topuz paslaşmalarıyla giderek değişmeye başladı. O sanki uyku ilacı içmiş takım gitti ve yerine sürekli ayağa pas yaparak gol açılarını mühendis hesabıyla zorlayan, lider takım geldi. Alex’in frikiğine o müthiş kafayı vuran Semih ve Gökhan’ın ortasına aynı şıklıkta kafayı bu sefer asistli golcü olarak vuran büyük kaptan gemiyi kurtaran kahramanlardı.

Semih bugün modern futbolun kullanabileceği en ileri santrfor tipi, bilmeyenlere, görmek istemeyenlere tekrar duyurulur!

Sonuçta, Fenerbahçe korku filmi gibi başlayan maçta felaketin eşiğinden dönüp, 10’da 10 inanılmazını başarırken, futbolda hiçbir geri dönüşün imkansız olmadığını ve büyük maçların insaf nedir bilmediğini bir daha kanıtladı.

Maçtan sonra ortada gezinen internet geyiklerinin lezzetine dayanamadığımı itiraf etmem lazım!