Banner Image 1
Banner Image 1
Banner Image 1
Banner Image 1
Bedri Baykam

REKORLARI TARİHE GÖMEN FEDERER 8. KEZ WİMBLEDON ŞAMPİYONU!

18.07.2017

Dün oynanan Wimbledon tek erkekler finalinde Roger Federer, Hırvat Marin Cilic’i 3 kolay sette 6/3, 6/1, 6/4 yendi ve 8. Şampiyonluğunu kazandı. Ne kadar tebrik etsek azdır! Böylece kadınlar şampiyonu Muguruza da, arzu ettiği dans partneriyle şampiyonlar balosunu açma fırsatını kullanabilecek!

İŞİNİ CİDDİYE ALAN EFSANE
Bazı insanlar tarihe geçmek üzere doğarlar. Bunu derken kabiliyetlerinin “doğuştan” olduğunu söylemiyorum illa. Ancak çalışma potansiyelleri ve kendilerine olan güven ve hedeflerini hayatta her şeyin daha önüne koyma becerileri onları inanılmaz sonuçlara götürür. Bunlar arasından hemen Pele, Muhammed Ali, Lebron James, Michael Phelps, Naim Süleymanoğlu gibi isimler gelir akla. Federer zaten dünyada çoktan bu isimlerin seviyesine ulaşmış bir isim. Ancak artık kırdığı rekorlar, defterlere sığmaz oldu. Özellikle bunlara 36 yaşını bitirmeye yaklaştığı günlerde ulaşması, işin daha da inanılmaz yönü... 2012’de, Wimbledon’u kazandıktan sonra, 5 koca yıl boyunca harika turnualar çıkarmasına rağmen büyük buluşmalarda hep yarı final veya finalde kaybettiğinde, ben dahil sayısız insan onun artık yeni kuşağın içinde, her gün yeni yıldızlar çıkarken bir daha slam turnualarından birini alabileceğine ihtimal vermedi. Ama benim hep şöyle bir umudum vardı: Büyük şampiyonun 2009’da ikiz kızları doğdu: Şundan emindim ki, en azından onların akılları erip, babalarını önemli turnualarda seyredebilecekleri yaşa gelene kadar, Federer kariyerini sürdürmek isteyecekti. Çünkü herkes çocuklarının kendi büyük günlerini o seviyede görmesini ister. İşte bu kamçının Federer’in kariyerini uzatacağına inandım hep. Aksi düşünülemezdi. Nitekim öyle oldu. Ayrıca Federer, ilerleyen yaşını düşünerek ilginç yöntemler geliştirdi: Servisi, volesi ve forehandiyle, maçları daha hızlı bitirip nefesinden ekonomi yapmaya karar verdi ve planı tuttu! Şampiyon, maçları herhalde %20 zaman ekonomisiyle oynamaya başladı.

KRİTİK İLK SET
Federer, başarıya aç olan rakibine karşı evvelsi gün Venus Williams’ın düştüğü duruma düşmemek için işi en başından sıkı tutmaya mecbur olduğunu biliyordu. En büyük tehlike, “kolay maç” adı altında tenisçiyi gevşeten maçlardır. Bu hataya düşecek hali yoktu. Cilic’e karşı kendi servisini güçlükle koruyup skoru 2-2 yapana kadar, kendisi de Hırvat rakibi de normalden çok daha fazla hata yaptılar. Gerginlik ikisini de ele geçirmişti. O noktada servis Cilic’teyken, Federer, harika bir çapraz sert backhand’le onu kırmayı başardı ve ardından da kendi servisinde kolayca 4-2 öne geçti. Her iki raket servislerini aldılar ve skor 5-3 oldu. Sonra Cilic kendi servisinde Federer’in ilk set topunu engellemesine rağmen, ikincisinde şaşırtıcı bir çift hata yaparak seti teslim etti: 6/3.

İKİNCİ SETTE CİLİC SAKATLIKLA BOĞUŞUYOR!
Nasıl Muguruza evvelsi gün ilk sette zorlandıktan sonra üst üste 9 oyun aldıysa, Federer’de ilk set 4-3’ten, ikinci seti 6/1 kapayana kadar, 9 oyunun 8’ini hanesine yazmayı başardı. İkinci seti servisiyle açan Federer, rakibininkini de kırınca birden 3-0 öne geçti. O noktada Cilic doktor yardımı istedi. Fizyoterapist sahaya girdi. Birden Hırvat oyuncunun gözlerinin yaşardığını, hatta ağladığını gördük. Acı çektiği ve ayrıca olaydan mental olarak da etkilendiği ortadaydı. O anda (sonradan öğrendiğimiz şekilde) Federer dahil kimse pek bir şey bilmiyordu acı veren ayak yarası hakkında... Bir ara sakatlığından dolayı maçı bırakabileceği bile, ben dahil çok kişinin aklına geldi. Federer ise, gong çaldığında diğer tarafa geçip rakibini bekleyen azgın bir boksör gibiydi. Konuyla muhatap olup dekonsantre olmak istemedi. Teniste ve hayatta, sanki “acırsan acınacak duruma düşersin” lafını çok iyi hazmetmiş bir tecrübedeydi. Sonra, Cilic nihayet çökmüş olduğu bankta başına sardığı havluyu kaldırıp, rakibi ve tüm stad kendisini beklerken ağır adımlarla yerine geçti. Böylece en azından maçı oracıkta bırakmayacağı belli oldu. Final adına tam bir yıkım olurdu bu. Cilic orada, biraz da -seyircinin verdiği gazla- bir oyun kaptı kendi servisinde ve maça tutunmaya çalıştı. Federer servisinde kolayca 4-1’i yakaladıktan sonra, Cilic’in servisinde, Roger 2. servis kırma topunda sert bir backhand daha patlattı ve Cilic’in forehand volesi auta gitti. Şampiyon, 6/1’le seti kaparken, fizyoterapist  tekrar sahaya koştu. Tüm santrkort ve Federer, gelecek “tamam mı devam mı?” kararını bekliyordu sanki. Yine devam dedi Cilic... Ama belli ki artık uzatmaları oynuyordu.

SON SET VE SAMPRAS’IN REKORU TARİHE GÖMÜLÜYOR!
Amerikalı Pete Sampras, Wimbledon’u 1993 ve 2000 arasında 1996 hariç 7 kere kazanırken egale edilmesi imkansız görünen bir rekora imza atıyordu. Kaderin şu cilvesine bakın ki, Sampras’ın 8. şampiyonluğunu engelleyen isim, 19 yaşında genç bir İsviçreliydi! O yıl İvaniseviç şampiyon olmuştu ama Federer, 4. turda 5 çekişmeli sette, o at kuyruklu gencecik haliyle, Sampras efsanesini dize getirmişti. Hem de Borg ve Becker’le beraber, kendisine en büyük ilerleme motivasyonu veren idolünü yenerek! İşte o günden 16 yıl sonra, aynı genç çocuğun 2012’de egale ettiği rekoru kırmasına tek set kalmıştı artık Wimbledon santrkortunda... Ve doğruyu söylemek gerekirse, seyirciler Cilic’in maçı bırakmamasına sevinmişlerdi ama kimsenin favoriye karşı örgütlenecek hali yoktu. Wimbledon Federer’in kendi toprakları sayılırdı sonuçta. Herkes tarihe tanıklık etme sevdasındaydı. 3-3’e kadar, Cilic kendi sınırlarını olağanüstü zorlayıp maça asılmaya devam etti. Ancak o noktada 15-40’ın ardından servisini kaybedince işin rengi belli oldu artık. Her iki oyuncu da servislerini alırken, Federer 2. maç topunda Wimbledon şampiyonluklarını 8’e, tüm Slam şampiyonluklarını da 19’a çıkardı.

ŞAMPİYONUN GÖZYAŞLARI
Maç biter bitmez, Federer tekrar 19 yaşında Sampras’ı ilk defa yenen o heyecanlı genç gibi bir duygu seline kapıldı, gözleri yaşardı. Rakibi de aynı durumdaydı. İki dakikada seremoni düzenine geçildi, malum konuşmalar yapıldı. Federer doğal olarak daha rahat, daha babacan olan, günün, ayın, asrın galibiydi. “Bugün Marin şanssız bir anındaydı ama inanıyorum ki ileride onunla burada daha güzel finallerimiz olacak” dedi! “Demek ki en az 40 yaşını hedefliyor daha” dedim kendi kendime. Bence hiçbir mahsuru yoktu ve özellikle Türkiye’de basın ve yöneticilerin o yaşta sporculara olan tahammülsüzlüğü bir kez daha aklıma geldi. Kendine o kadar iyi bakan sporcuların 40’ı sahada devirmelerinde hiçbir sorun görmüyorum.
Sonuçta Federer için bu turnuadan kazandığı 2,2 milyon Sterling’in yani 10 milyon liracığın pek bir önemi yoktu ve hesabında varlığını hissetmezdi. Ama manevi değeri her gözyaşına değerdi. Onu sahada bu formda tutan faktörler arasında çocukları kadar, her başarıya “ilk tazeliğiyle” bakabilmesi var... Aynen Ronaldo’nun her golüne hala “ilk uluslararası golü” gibi sevinmesine benziyor bu! Başarının formülü böyle bir şey!

MAÇ HAKKINDA:
Maç, yine nispeten rallilerin uzamadığı, puanların 3-4 topta bittiği bir hızda geçti. Her iki oyuncu için de sayılar en çok servislerle bitirildi. Cilic sakatlığı nedeniyle servis-voleyi çok denemesine rağmen, filede de aldığından çok sayıyı verdi. Öte yandan Hırvat tenisçinin basit hata sayısı ise, neredeyse Federer’inkinin 3 misliydi. Doğrudan kazanılan puanlar, bu seviyede bir maç için çok alt seviyelerdeydi. Maçta tekrar seyretmek isteyeceğim puan adedi ise 6-7’yi geçmiyor. Cilic’in son anda ortaya çıkan sürpriz sakatlığı, aslında maçın taktik analizinin bile sağlıklı şekilde yapılmasına mani. Oyunun geneli, biraz kurşunu havaya sıkılmış 4. tur maçı ayarındaydı.

BİR WIMBLEDON DAHA BÖYLECE GEÇTİ...
2017 Wimbledon, tarihe sürprizleri ve beklenilmedik sakatlıkları ile geçti. Nefes kesici bir çok maça rağmen, yoğun maç trafiği nedeniyle belki 10 civarında erkek sporcu, maçları bırakmak zorunda kaldı. Cilic’in finaldeki durumu, maalesef bunun doğrudan yansımalarından biriydi. Ayrıca yarı finalin beklenen 4 seri başından yalnızca Federer’in o noktaya yükselebilmesi dikkat çekti. Kadınlarda durum daha vahimdi. İlk 4 seri başının hiçbiri yarı finale ulaşamadı! Final maçlarının tek yönlü geçmesi ve beklenen seviyelere çıkamaması, yine tek kadın ve tek erkeklerde ortak noktaydı.

Bir Wimbledon daha böyle geçti. Bakalım seneye, 2017’de SET VERMEDEN turnuayı kazanan Federer’i zorlayacak malum bugünkü tetikte bekleyen atmacalar dışında sürpriz yeni isimler çıkacak mı? Mesela Roger’ın Sampras’a attığı çelmeyi, önümüzdeki yıl kendisine atmak için çırpınan 19 yaşında bir Kolombiyalı, Avustralyalı veya Tunuslu isim var mı deli gibi çalışan? Gö-re-ce-iz...