Dünyanın her yerindeki tenis severler, oyunu birbirine benzeyen iki büyük tenisçinin maçını seyretmek üzere hazırlandı. 2025’in ilk Slam Şampiyonası’nın finali her zaman büyük ilgi çeker. Aslında tam olarak her zaman diyemeyiz. Çünkü Avustralya Açık’ın bitkisel hayatta yaşadığı yıllar da oldu. Bu konuda yazının sonundaki satırlara göz atarsınız…. 

FİNALİSTLERİN BENZER TARAFLARI VE FARKLARI 

İkisi de sağ elle oynayan, çok iyi servis atan, çift tel backhand vuran, çok sağlam geri oyuna sahip, toplara çok sert yüklenmeyi bilen yeni kuşağın iki genç tenisçisi. Tabii Zverev daha kıdemli çünkü 27 yaşında, Sinner ise 23.

Ama aralarında önemli bir fark vardı: Sinner daha önce Avustralya ve Amerika açık turnualarını almıştı. Zverev, dünya iki numarası şu andaki faal tenisçiler arasında Djokoviç’ten sonra en çok turnua kazanan ikinci tenisçiydi ama hiç SLAM kazanamamıştı…

Halbuki bundan 7 yıl kadar önce Rus asıllı Alman tenisçi ilk ortaya çıktığında bu şampiyonluklara tekel koyacağını sanmıştım. Olmayınca olmuyor. Birkaç kere finalde kaybetmişti Zverev.

Geçen yıl sert kortta oynanan Avustralya ve Amerika açık Şampiyonalarını kazanan Sinner, burada da bilgisayar tahminlerinde %78’le favori gösteriliyordu. Sert sahada kazanması onu artık “hard court”ların kralı yapacaktı…

MAÇIN AKIŞI 

İlk sette 3/3’e kadar taraflar servis kırdırmadan geldiler. Dördüncü oyunda Zverev   15-40 geriye düşse de güzel servis ve voleyle durumu kurtarmayı bildi. Ancak sekizinci oyunda yine 15-40 geriye düşen Alman tenisçi, her ne kadar bu iki topu kurtarmayı bilse de avantajı ele geçirdikten sonra boş sahaya bir backhand voleyi auta attı ve şansını tepti. Bu uzun ve çok çekişmeli oyunu kaybederek 5/3 geriye düştü. Sonra kendi servisinde üst üste birinci sınıf servisler ve bitirici puanlarla İtalyan tenisçi seti 6/3 cebe koymayı bildi. 

İkinci set, başından itibaren daha çekişmeli olacağının haberini verir gibiydi. 

Üçüncü oyunda Zverev kendi servisinde yine 15-40 geriye düştü ve üst üste iki smaç ve harika servislerle bu kabustan çıktı. Bu şekilde Zverev sürekli olarak kendi servisine tutunmayı başararak 5/4 öne geçene kadar her şey normal akışındaydı. 

O noktada Sinner kendi servisinde 0-30 geri düştü ama birinci sınıf servis ve voleyle bu sefer kefeni yırtmayı bilen o oldu. Zverev 6-5 öne geçtikten sonra Sinner kendi servis oyununda muhteşem uzun süren bir puanı kazandı ve böylece tie break’e geçildi. 

Her iki tenisçi de bu kritik Rus ruleti gibi oynanan son oyunda da birbirlerinin servisinde sık sık puan çaldılar. Ancak skor 4/4 iken kritik puanda Sinner’in sert bir vuruşu filenin üst kısmına çarptı ve Zverev çok koşmasına rağmen topa yetişemedi. Alman raket orada şansının yok olduğunu adeta kabullendi, o andan itibaren bütün puanları İtalyan tenisçi aldı ve nihai oyunu 7/4, seti 7/6 kapamayı bildi. O fileden seken tie-break’in dokuzuncu puanının belki yıllarca Zverev’in kabuslarına gireceği kesin.

Bir robot kadar mükemmel oynayan 23 yaşında bir “terminatör”e karşı, ilk iki seti kaybettikten sonra sonsuz bir Slam şampiyonluk açlığı olan Zverev bile buna fazla dayanamazdı, tüm çabalarına rağmen. Nitekim alman oyuncu rakibi 3/2 öndeyken yine servisinde 15-40 geriye düştü, harika bir backhand ile birinciyi kurtarsa da Sinner yine servis kırmayı başardı. Böylece Alman kökenli anne babadan gelen İtalyan tenisçi Sinner, Rus kökenli anne babadan gelen Alman rakibi Zverev’i 3/0 yenerek Avustralya Açık’ta yine şampiyonluğa ulaştı. 

ZVEREV’İN SLAM KADERİ

Ne ilginçtir ki, Sinner üç kere çıktığı harika Slam şampiyonluklarında üç kere başarıya ulaşmışken, yine üç kere finale çıkan Zverev’in tek şampiyonluğu hala yok… Daha önceki iki finalinde 2020 yılında Amerika Açık’ta, Dominic Thiem’e ve 2024’de Roland Garros‘ta Carlos Alcaraz’a beşer sette ve maçları uzun süre önde götürdükten sonra kaybetmişti. Thiem yenilgisini belki hazmedebilirdi ama tura kendisinden çok daha sonra gelmiş olan Alcaraz ve Sinner’e yenilmiş olmanın onun psikolojisine zarar verdiğine eminim. Çünkü büyük dörtlüyü (Federe-Nadal-Djokovic-Murray) finalde yenip bir büyük şampiyonluk kazanamamıştı, ama uluslararası tenis dünyasına kendisinden sonra gelen Alcaraz ve Sinner’a kaybetmenin kolay hazmedilebilir bir şey olmadığına eminim… Dün gece uykuya dalarken Zverev büyük ihtimalle bu hesaplaşmaları kabuslara dönüştürüp uykusuz kalmıştır.

Maçtan sonra resmen kaderine isyan ettiği her halinden belli olan Zverev, buna rağmen rakibi hakkında maçta sonra “Sen bu şampiyonluğu hak ettin. Açık ara bu dönemin en iyi oyuncususun ve evet, benim ekibim de bana çok emek ve zaman harcıyor. Ama ne var ki ben demek ki yeterli derecede iyi bir oyuncu değilim.” şeklinde duygusal bir itiraf konuşması yaptı! O itiraf, gece sözünü ettiğim kabusların ana malzemesiydi.

İşte tenis bu kadar acımasız ve vahşi bir spor! Milyonlarca insan dünyada tenis oynuyor ve “dünya ikincisi” Zverev en büyük şampiyonlardan birinin finalini gelmiş olmasına rağmen depresyona düşüp bu şekilde konuşabiliyor! 

Sinner de gayet centilmence Zverev’e “Sen kendine inanmaya devam et. Harika bir oyuncusun, biliyorum. Senin için zor bir gün oldu. Ama çok önemli başarıların daha da olacak.” şeklinde güzel bir yanıt verdi.

Maçtan sonra aklıma iki yıl önce ayak bileğinden çok ağır şekilde kırılma limitinde sakatlanan Zverev’in yaşadığı dram ve tekrar yükselmeyi başardığı zirveler geldi ve kendisine saygı duydum. 1.98 boyunda 27 yaşındaki sporcu Slamler dışında 23 şampiyonluk kazanmayı başarmış, özellikle masterlarda çok başarılı olmuş bir tenisçi. Herhalde konu Slam yarı final ve finallerine geldiğinde yaşadığı kilitlenmeyi çözecek bir psikolojik mentor yokluğu çekiyor, aklıma başka bir şey gelmiyor, çünkü sorun bence oyununda değil! 

SİNNER NEDEN KAZANDI?

Maçın akışına bakarsak, Zverev’e maçı kaybettiren birkaç unsur var. Birincisi, özellikle çok sert ve başarılı geri oyununda her şeye rağmen bu seviyede yapmaması gereken basit hatalarla oynuyor olması. İkincisi ise servis rakibinde iken kritik puanların hepsini gerilim anlarında kaybetmesi ve buna bir çözüm bulamaması. Şöyle ki, belki de Slam finalleri tarihinde hiç görülmemiş şekilde, Zverev bırakın rakibinin servisini kırmayı, servis kırma puanına bile ulaşamadan maçı 6/3, 7/6, 6/3 kaybetti. Bundan çok daha ağır skorlarla kaybedilen maçlar da gördüm ama hiç servis kırma puanına ulaşılamadığına rastladığımı sanmıyorum.

Zverev’in doğuştan diyabet hastası olması ve şeker iniş çıkışlarında bazen sahada enerji düşüklüğü hissettirmesi, kendisine iğne yaparak maçta yer alması dikkatimizi çeken diğer bir şanssızlık.  

Seyrine doyum olmayan çok kaliteli rallilerde, Zverev ender olarak rakibini sahada gezdirip ardından boşaltmayı başardığı alanlara paralel forehand ve backhand’ler gömmeyi çeşitli defalar başardı. Ama o seviyedeki bir rakibe bunu devamlı yapmak tabii ki mümkün değil. Üstelik Sinner’in hata yüzdesi daha düşük ve daha önce söylediğimiz gibi gergin puanlarda daha kontrollü kalmayı başarıyor. 

Ayrıca Sinner, öyle bir disiplin ve makine intizamı içinde oynuyor ki, arada bir hata yapıp file takıldığı zaman veya bir topu 3 cm auta gittiği zaman bizler çok şaşırıyoruz! 

Bir mütevazi restoran sahibinin oğlu olan Sinner, 14 yaşına kadar futbol, kayak ve tenis arasında gidip gelmiş. Hatta kayakta kendi yaş gruplarında çeşitli rekorlar kırıp mükemmel dereceler almış. Fakat buna rağmen 14 yaşından sonra kendini yalnız tenise vermeye karar vermiş ve bu uğurda uzun bir süre antrenörünün yanında yaşamaya başlamış. O erken yaştan itibaren yaptığı özverileri, bazen çektiği yalnızlığı, ailesini duyduğu sevgi ve özlemi, hala her fırsatta medyada anlatıyor. Sinner bir espri yaparak televizyonlara konuşurken onlara İtalyanca seslenmeyeceğini, artık onların İngilizce öğrenmesi gerektiğini gülümseyerek anlattı… 

Doğruyu söylemek gerekirse bu maç Federer-Nadal-Djokovic arasındaki büyük finallerin seviyesinde değildi. Tenis dünyası bugünkü finalistlere ekleyebileceğimiz İtalyan Sonego ve Musetti, Arjantinli Cerundolo, İngiliz Jack Draper, Amerikalı Fritz, Ben Shelton, Tien, Tommy Paul, ve tabii tartışılmazlardan İspanyol Alcaraz, ile Rus Medvedev’le beraber, bu yıl yine bir çok kaliteli ve heyecanlı maçlar izleyecek!

AVUSTRALYA AÇIK: DALGALANAN PRESTİJİ TEKRAR ZİRVEDE!

Bu yıl Avustralya’da kadınlar finali büyük bir sürprize geçit verdi ve yeni bir şampiyon çıkardı: Amerikalı Madison Keys. Sonuçta en büyük favori Sabalenka, finalde ona hem de ya maç topu kaçırarak kaybetti! Böylece bu yılki 3,5 milyon dolarlık ödülü Belaruslu güzel sporcu kaybederken, Sinner tekrar aynı çeki hesabına yatırma keyfini yaşadı.

Artık Avustralya Açık Tenis Dünyası’nda “Mutlu Slam” olarak tanınıyor. Güleryüzlü, oyuncuları en keyifli hissettiren, geçmiş dönemlerde dünyanın gerisinden izole kalmış halini çoktan unutturdu! 1970’lerin ortasında, pop star havasındaki gece hayatı meraklısı ve “hızlı yaşa genç öl” felsefesini şiar edilmiş ve zaten maalesef buna uygun olarak aramızdan henüz 40 yaşındayken erken ayrılmış ünlü Amerikalı tenisçi Vitas Gerulaitis, Avustralya Açık’ı tekrar yönlendirme ve prestij katma operasyonunun yüzü olmayı kabul ediyor. Dönemin birçok yıldızı snobe ederek turnuaya katılmayı reddederken, Vitas gidiyor ve güçlü olsa sürpriz finalist İngiliz Lloyd’u finalde beş sette yeniyor. Avustralya Açık’ın imajı oldukça iniş çıkışlı yürüdükten sonra nihayet 90’larlarda prestijine kavuşuyor tekrar. Bu turnayı bir ara aralıkta oynatma çabaların da geçen yıllar bitiyor ve yılın son turnuası olacağına ertesi yılın ilk turnuası olarak Ocak ayındaki yerini alıyor! 

Bugün Avustralya Açık diğer üç Slam ile her alanda çok rahat boy ölçüşüyor ve dediğimiz gibi tenisçilerin kendilerini en rahat hissettikleri favorileri Slam haline dönüşüyor! 

Sonuçta herkes şampiyonu alkışladı ve umutlarını artık Paris mayısına, Roland Garros’a bıraktı.

Post Date: 27.01.2025
Category: Spor Yazıları
Share on
Selected Series