Hayırlı olsun, Yeni Parti kuruluşunu tamamladı! Kurucu Başkan Özgür Özel, grup başkanvekilleri ve tüm kurullarıyla haklarımızı korumak, demokrasiyi, özgürlükleri ve adaleti tesis etmek için artık yeni ismiyle sahada yer almaya başlayacak! 

 

ÖZEL’E GÜVENEREK GÜNDEME BAKMANIZI ÖNERİYORUM

Bilgiler uçuşuyor. Daha detaylı yorumlara gireceğiz, ama bir teklifim var: Gelin, iktidarın veya butlan CHP’sinin ya da enflasyonun, geçim sıkıntısının, emekli maaşlarının omuzlarınıza yüklediği ağırlıkları bir an için unutun ve içinizin umutla dolmasına izin verin. Depresyonun ve moral bozukluğunun size hükmetmesine izin vermeyin. Bir an önce üye kaydını yaptırmak ve aidatını ödemek için sabırsızlanan büyük bir kitle yaratan, sokaktaki gençleri mitinglere çeken veya pencerelerinden alkışlayan teyzelerin siyasete doğrudan girmelerinin önünü açan, ekranlara çıktığı zaman içimizi rahatlatan YENİ PARTİ’nin taze Genel Başkanı’na destek verin ve güvenin! Kendinize güvenin! İyice silkinin, sokaklara da geleceğe de özgüvenle ve inançla bakın! 

 

YENİ PARTİ’YE KARŞI ÇIKANLAR

Öncelikle bir yanlış anlaşma olmasın, netleştireyim… Şu anda CHP’den ayrılmadan, butlana karşı CHP’de mücadele etmek isteyen arkadaşlarımız var. Onları anlıyorum, Kılıçdaroğlu’na karşı partili kalarak mücadeleye devam etme kararlarına da saygı duyuyorum, ancak fiili olarak çok yalnız kalabileceklerini de görüyorum. Ne yazık ki, aynen Özel gibi ben de, bir sonuca ulaşacağına inanmıyorum. Ama bazı dostların neden bunu denediklerini de çok iyi anlıyorum. CHP gibi köklü bir partiden ayrılmadan önce her yolu denemiş olmak istiyorlar; Parti’yi yalnız bırakmak istemiyorlar. Zaten Özel de onları butlancılardan ayrı tuttuğunu net bir şekilde açıkladı.
Halkımızın Özgür Özel’e sahip çıkmasından ve YENİ PARTİ’nin hızlı bir şekilde kurulmasından büyük rahatsızlık duyan “sözde muhalif” bir kitle de var. Somut bir çözüm sunmaktan acizler, sadece eleştiri ve kötü enerji pompalıyorlar. Lütfen onlara inanmayın, kanmayın! Birçoğu CHP’yi de eleştiriyordu; şimdi sanki butlancılar gibi Özel ve yol arkadaşları aleyhine propaganda yapmakla meşguller. Amaçları adeta toplumun umutsuzluktan çıkamaması!

 

Öte yandan da yaklaşan seçim süreci ve altı yıldır kurultay yapmamış gibi görünen bir CHP var. Ne karar vereceği veya hangi karardan ne zaman döneceği tamamen belirsiz bir yargı var.

 

YARGI KARARLARINA ARTIK GÜVENMEM

Dolayısıyla geçen hafta da yazdığım gibi, şayet Yargıtay mutlak butlan kararını bozsa dahi, şahsen ortaya çıkacak hukuki duruma bir gram bile güvenmem. Çünkü hangi yerel mahkemenin, hangi kararı daha üst mahkemelere karşı nasıl alabildiğini ve Anayasa Mahkemesi’nin bile çaresiz kaldığını hepimiz gördük. Diyelim ki, seçmenleri ve örgütü yeniden bir kararsızlık kaosuna sevk etmek için butlan kararı bozuldu; artık YENİ PARTİ kurulmuş olduğu için sanıldığı kadar üst düzey bir kargaşa çıkmaz. Aslında hiç kimse CHP’yi bırakıp gitmedi! İstifa edenler, polis baskını ve uzun hukuki bir kumpas sonucu ele geçirilen genel merkez binasını kumpasın malum maşasına bırakarak ayrıldılar. 

 

YENİ PARTİ’nin kurulma kararını sonuna kadar desteklediğimi geçen hafta sizlerle paylaşmıştım. Yerel mahkeme, istinaf mahkemesi ve üst mahkeme kararlarının birbirine girdiği yargı karmaşası nedeniyle CHP’de siyaset yapılabilir bir ortam kalmamıştı. Buna bir de kendini lider zanneden Bay Kemal’in kin ve intikam duygularıyla Özel’i ve ekibini tasfiye etme çabaları eklendiğinde, bu şizofren ortamda artık üç gün daha geçirilmesine halkın da, örgütün de, aklı ve gönlü razı olamazdı! Eski CHP, tekrar doğabilir mi? Evet, bir gün, tarihi iradeyle… Ama kesinlikle bu dönemlerde değil… İktidar ve konjonktür tamamen değiştikten sonra!

 

 

Özgür Özel, Pazartesi günü yeni sıfatıyla Halk TV’ye çıktı ve soruları yanıtladı. En çarpıcı cümlelerinden bazılarını hatırlatmak isterim: “Bu partiyi bize halk kurdurdu… Biz bir darbeye maruz kaldık. 31 Mart zaferimiz hedef alınmıştı… Son dört mazbatanın sahibi Genel Başkan görevden uzaklaştırıldı… Bir seçmenin bana hatırlattığı şu cümleyi unutmam: ‘Millet sel olmuş akıyor, önünde hiçbir kütük duramaz…’ 65 gün CHP’ye karşı yapılan darbeyi savuşturmayı denedik. Önceleri halkın %90’ı ‘Parti içinde kal ve mücadele et’, diyordu. Fakat sonunda aynı kitlenin %95’i derhal yeni bir parti kurulmasını istedi… Biz özgürlükçü, yasakları yasaklayan ve özgürlüklerin teminatı bir parti kuruyoruz…  %25 cam tavanını kırdık; şimdi önceliğimiz tabanımızı %38’e oturtmak, ama esas hedefimiz %50+1… Korkut hocamızın dediği gibi, Türkiye’de sosyal patlama olmuyor, çünkü Türkiye’de sosyal patlama sandıkta olur!”

 

İzninizle, butlan CHP’sinin içler acısı “figüranlarla imza törenine eleman toplama” skandalına değinmeyeceğim. Bu işe imza atanlar yeterince rezil oldular. Hatta yılın haberine imza atan iki gazeteciyi yargıya şikâyet edecek kadar da kendilerini küçülttüler. 

 

DERVİŞOĞLU VE UÇUM…

İki konuya değinmek istiyorum. Mutlak butlan saldırısının başından beri, İyi Parti çok omurgalı bir duruşla “Biz Kılıçdaroğlu’nu muhatap almayız, seçilmiş siyasetçileri muhatap alırız” diyerek açıkça demokrasiden ve Özel’den yana tavır koymuştu. Ancak geçen hafta Sayın Dervişoğlu birden tavır değiştirerek, “Her türlü uyarıyı yapmış olmamıza rağmen şu anda bütün bu gelişmeler bir siyasi partinin iç meselesi mesafesine indirgendi. Bir siyasi partinin iç meselesine müdahil olmak istemiyorum. Keşke demokrasi boyutunda kalsaydı” cümlelerini sarf etti. Başından beri kendisinin tüm sözlerinin tutarlılık olduğu değerlendirmesini yapmış bir vatandaş olarak, bu tavır değişikliğine itiraf edeyim ki bir anlam veremedim. Ne değişti? Herhalde Parti içinden bazı arkadaşları “Bu kadar da taraf olmayalım, biz bu işin dışında kalalım” diye kendisine bir telkinde bulunmuşlar diye bir tahmin yürütüyorum. 

 

Dikkatimi çeken ikinci husus, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un sözleri: “CHP bu ayrışma ile bir temizlenme sürecine girmiş oldu. Büyük bir olaymış gibi ele alınan YENİ PARTİ konusu, magazin tartışmasından öteye gidemez.” 

Sayın Uçum, taşıdığınız sıfatla siyasi sahnede tarafsız kalmak durumunda olan bir insansınız. Gerçi, danışmanı olduğum Sayın Cumhurbaşkanı tarafsız mı, diyebilirsiniz, durum çok farklı, çünkü Sayın Cumhurbaşkanı aynı zamanda AKP Genel Başkanı, dolayısıyla buna benzer her müdahalesinde o sıfatını kullanıyor. Ancak sizin resmi sıfatınız tarafsız bir mevki olan Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı. Belki bu sefer de bana diyeceksiniz ki, “Türkiye oraları çoktan aştı”. Sayın Uçum, bizim de demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nde bu tarz dönüşümlere ve dayatmalara sessiz kalmamızı sakın beklemeyin. Sizden ricam, bu kadar açık bir şekilde AKP sözcüsü gibi davranmamanız... YENİ PARTİ konusunda verebileceğiniz demeç, “Demokrasimize katılan yeni partimize başarılar diliyoruz” şeklinde olabilirdi! Saygılarımla hatırlatmak istedim. 

Yazı Tarihi: 30.07.2026
Paylaş
Benzer Yazılar
Videolar
Alt
Aslı Öymen ile Afiş, Türkiye'de güncel sanat dendiğinde akla gelen ilk isimlerden Bedri Baykam'ı ağırladı. Aslı Öymen, Bedri Bay